Altın devinden Türkiye detayı: Yatırımcıların yönü değişiyor

Dünya Altın Konseyi Kıdemli Piyasa Stratejisti John Reade, altının küresel piyasalardaki değişen rolünü değerlendirdi. Reade, yatırım talebinin Çin, Hindistan ve Türkiye başta olmak üzere gelişmekte olan piyasalarda güçlendiğine dikkat çekerken, merkez bankalarının alımları ve küresel güven kaybının altına yönelik stratejik talebi desteklediğini belirtti.

Dünya Altın Konseyi Kıdemli Piyasa Stratejisti John Reade, altının 2025'te başlayan ve 2026'nın ocak ayında rekorla sonuçlanan yükselişinin ardından piyasanın görünümünü değerlendirdi.

Reade, kısa vadeli momentumun zayıflamasına rağmen merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, Asya'dan gelen yatırım talebi ve küresel ekonomide artan güven sorununun altının uzun vadeli görünümünü desteklemeye devam ettiğine dikkat çekti. Çin, Hindistan ve Türkiye...Reade, altına yönelik yatırım talebinin son dönemde küresel çapta güçlendiğini belirtirken Çin, Hindistan, Türkiye ve diğer gelişmekte olan piyasaları özellikle işaret etti.

Söz konusu ülkelerde yatırımcıların portföylerini daha etkili şekilde çeşitlendirme arayışının altına yönelik ilgiyi artırdığı ifade edildi.

Altında tarihi rallinin ardından sert düzeltmeReade'in değerlendirmesine göre altındaki son büyük yükselişin temelleri birkaç yıl içinde oluştu.

Küresel finans krizinin ardından merkez bankaları 2009'da yaklaşık 20 yıl sonra ilk kez net altın alıcısı konumuna geçti.

Bu eğilim, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgalinin ardından yüksek küresel enflasyon, agresif parasal sıkılaşma ve artan jeopolitik belirsizlikle hız kazandı.

Merkez bankalarının yıllık altın talebindeki payı yaklaşık iki katına çıkarak yüzde 20 civarına yükseldi.

Altın, 2025 yılında dolar bazında yüzde 65 değer kazanırken yükselişini 2026'nın ilk ayında da sürdürdü.

Değerli metal 28 Ocak'ta ons başına 5 bin 405 dolarla rekor seviyeye ulaştı.

Ancak zirvenin ardından ETF talebinin zayıflaması, teknik seviyelerin kırılması ve yatırımcı pozisyonlarının normalleşmesiyle sert bir düzeltme yaşandı.

Buna rağmen altın ilk çeyreği yüzde 6 getiriyle tamamladı.

Reade, bu seviyelerdeki getirilerin uzun vadede altından beklenmemesi gerektiğini belirtti.

Dünya Altın Konseyi'nin araştırmalarının, uzun vadede ABD enflasyonuna ek yüzde 2-3 civarında getirinin daha makul bir varsayım olduğuna işaret ettiğini aktardı.

Merkez bankalarının altın iştahı sürüyorReade, fiyatlardaki düzeltmeye rağmen altının yapısal talep kaynaklarının güçlü kaldığını vurguladı.

Dünya Altın Konseyi'nin 2026 ikinci çeyrek Altın Talep Eğilimleri raporuna göre yılın ilk yarısında toplam altın talebi yüzde 2 artarak 2 bin 522 tona ulaştı.

Talebin parasal büyüklüğü ise 380 milyar dolarla rekor kırdı.

Merkez bankaları ikinci çeyrekte 289 ton altın satın alırken, tezgah üstü piyasalardaki (OTC) talep aynı dönemde 327 ton oldu.

OTC talebi yılın ilk yarısında güçlü Asya yatırımlarının da etkisiyle 571 tona ulaştı.

Külçe ve madeni para yatırımları ise ilk altı ayda 784 tonla tarihsel olarak güçlü seviyelerden birinde gerçekleşti.

Merkez bankalarının yüzde 89'u artış bekliyorReade'e göre merkez bankalarının altın alımlarının devam etmesi piyasanın uzun vadeli görünümü açısından en dikkat çekici gelişmeler arasında yer alıyor.

Merkez bankalarının kararlarının kısa vadeli enflasyon verileri veya faiz toplantılarından ziyade rezerv çeşitlendirmesi, likiditenin korunması ve satın alma gücü gibi uzun vadeli hedeflerle şekillendiğine dikkat çekildi.

Dünya Altın Konseyi'nin 2026 Merkez Bankaları Altın Rezervleri Anketi'nde katılımcıların yüzde 89'u gelecek yıl küresel resmi altın rezervlerinin artmasını beklediğini bildirdi.

Kendi kurumlarının altın varlıklarını artırmasını bekleyenlerin oranı ise yüzde 45 ile rekor seviyeye ulaştı.

Altın piyasasının ağırlık merkezi değişiyorReade, altın talebinin coğrafi yapısındaki değişime de dikkat çekti.

Uzun yıllar Batılı ETF hareketleri ile ABD'deki makroekonomik koşullar kısa vadeli altın fiyatlarının temel belirleyicileri olarak görülürken, Asyalı yatırımcıların piyasadaki etkisinin giderek arttığını belirtti. Çin'de düşük yurt içi getiriler, emlak sektöründeki zayıflık, ekonomik görünüme ilişkin endişeler ve alternatif değer saklama araçlarının sınırlı olması altın talebini destekleyen unsurlar arasında gösterildi.

Hindistan'da da güçlü yatırım talebi görülürken yatırımcıların fiyatlardaki geri çekilmeleri altın pozisyonlarını artırmak için değerlendirdiği ifade edildi.

Reade'e göre Asyalı yatırımcıların fiyat oluşumunda artan etkisi ve merkez bankalarının art arda yıllardır devam eden alımları, ABD reel faizlerinin yüksek olmasına rağmen altının 2023'ten bu yana gösterdiği güçlü performansın nedenlerinden biri.

Her jeopolitik kriz altını yükseltmiyorReade, 2026'nın ilk yarısının altının her jeopolitik şoka aynı yönde tepki vermediğini gösterdiğini de belirtti. Şubat ayı sonunda Orta Doğu'da tırmanan çatışmalar petrol fiyatlarını ve enflasyon endişelerini artırırken daha yüksek faiz beklentilerini de beraberinde getirdi.

Buna rağmen altın ocak ayındaki zirvesinden geriledi.

Batılı yatırımcıların yapay zeka, teknoloji ve diğer büyüme varlıklarına ilgisini sürdürmesi, altındaki kârların bu alanlara yönlendirilmek üzere realize edilmiş olabileceği değerlendirmesini gündeme getirdi.

Yükselen petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini, tahvil getirilerini ve doları desteklemesi de altın tutmanın fırsat maliyetini artırdı.

Reade ayrıca altının tüketici fiyatlarındaki her artışa karşı kusursuz bir korunma aracı olmadığına dikkat çekti.

Dünya Altın Konseyi'nin analizine göre altın ile enflasyon arasındaki ilişki, ABD enflasyonunun yüzde 4'ün üzerine çıktığı ve fiyat artışlarının daha yapısal hale geldiği dönemlerde güçleniyor.

Altının yeni hikayesinde "güven" öne çıktıReade'in değerlendirmesinde küresel ekonomide giderek artan parçalanma ve güven sorunu da altının geleceği açısından öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Ülkelerin arz güvenliği, stratejik kontrol ve kritik kaynaklara daha fazla önem verdiğini belirten Reade; savunma harcamalarının yükseldiği, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği ve devletlerin ekonomide daha müdahaleci hale geldiği bir döneme girildiğine işaret etti.

Bu ortamın "düşük güven dünyası" olarak nitelendirildiğini belirten Reade, güven kavramının altının stratejik cazibesini anlamak açısından giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti.

Altının herhangi bir ihraççısının bulunmaması, doğrudan elde tutulduğunda devlet kredi riski veya karşı taraf riski taşımaması ve arzının talebe yanıt olarak kısa sürede artırılamaması değerli metalin öne çıkan özellikleri arasında gösterildi.

Yatırımcılar yeniden altına dönüyorReade, temmuz ayında bazı yatırımcıların yeniden altın pozisyonu oluşturmaya başladığına ilişkin işaretler görüldüğünü de aktardı.

Küresel altın destekli ETF'lere temmuz ayında 3 milyar dolarlık giriş gerçekleşerek iki aylık çıkış serisi sona erdi.

Avrupa'nın öncülüğünde tüm bölgelerde giriş kaydedilirken fonların toplam altın varlıkları 23 ton arttı.

Reade'e göre bu hareket, 2025'in sonundaki güçlü momentumdan farklı bir görünüm sergiliyor.

Para girişlerinin 4 bin dolar civarında seçici alımlar, portföy çeşitlendirmesi ve teknoloji ile momentum odaklı hisselerde yaşanan oynaklığın ardından yatırımcıların yoğunlaşma riskini yeniden değerlendirmesiyle bağlantılı olduğu belirtildi.

Altının faizler, dolar, ekonomik büyüme ve yatırımcı pozisyonlarından etkilenmeye devam edeceğini belirten Reade, yeni bir negatif momentum döneminin ihtimal dışı olmadığını ancak yeni bir pozitif katalizörün de yükselişi yeniden hızlandırabileceğini ifade etti.

Reade'in değerlendirmesine göre merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, büyüyen Asya yatırım piyasası, portföy dayanıklılığı arayışı ve parasal-jeopolitik istikrarsızlığa ilişkin endişeler altına yönelik yapısal talebin temelini oluşturmaya devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER