Bab el-Mandeb Boğazı, Arap Yarımadası'ndaki Yemen ile Afrika Boynuzu'nda bulunan Cibuti ve Eritre arasında yer alıyor.
Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne, dolayısıyla Hint Okyanusu'na bağlayan boğaz, Süveyş Kanalı'nın deniz yoluyla dünyaya açılan tek geçidi konumunda bulunuyor.
Yaklaşık 26 kilometre genişliğe sahip olan boğazın en dar noktalarında uluslararası deniz trafiği iki ana geçiş koridoru üzerinden sağlanıyor.
Dünyanın en stratejik deniz geçitlerinden biri Bab el-Mandeb, küresel enerji ve ticaret açısından "dar boğaz" (chokepoint) olarak tanımlanan en kritik deniz yolları arasında gösteriliyor.
Bu güzergâh üzerinden Avrupa'ya ham petrol ve LNG sevkiyatı, Asya ile Avrupa arasındaki konteyner taşımacılığı, küresel gıda ticareti, sanayi ürünleri ve hammaddelerin önemli bölümü taşınıyor.
Boğazdan günde yaklaşık 6 ila 8 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçiyor.
Ayrıca dünya deniz ticaretinin önemli bir bölümü de Süveyş Kanalı-Bab el-Mandeb hattını kullanıyor.
Bab el-Mandeb Boğazı neden bu kadar kritik?
Bab el-Mandeb'in kapanması halinde Süveyş Kanalı'nı kullanmak isteyen gemiler, Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'nu dolaşmak zorunda kalacak.
Bu durum ise deniz taşımacılığı süresini haftalarca uzatabileceği gibi yakıt ve lojistik maliyetlerini artırabilir.
Küresel tedarik zincirinde gecikmelere neden olabileceği gibi petrol ve doğal gaz fiyatlarında yükseliş riskini artırabilir.
Husiler nedeniyle yeniden gündemde Yemen'deki İran destekli Husiler, son yıllarda Kızıldeniz'de İsrail, ABD ve Batılı ülkelere ait ticari gemilere yönelik saldırılarıyla dikkat çekiyor. 2023'te başlayan Kızıldeniz krizi sonrasında bölgede ABD öncülüğünde ve Avrupa Birliği tarafından deniz güvenliği operasyonları başlatıldı. 2026 yılında Husiler, Bab el-Mandeb Boğazı'nın kapatılabileceği yönünde açıklamalar yaparken, daha sonra İsrail bağlantılı gemilere yönelik geçiş yasağı ilan ettiklerini duyurdu.
Bu gelişmeler, enerji piyasalarında yeni arz endişelerini beraberinde getirdi.
Hürmüz Boğazı ile birlikte en kritik enerji hattı Enerji uzmanları, Hürmüz Boğazı ile Bab el-Mandeb'in aynı anda risk altına girmesi halinde, küresel petrol arzının yüzde 25 ila 30'unun etkilenebileceğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle iki boğazda yaşanacak herhangi bir güvenlik sorunu yalnızca Orta Doğu'yu değil, Avrupa, Asya ve küresel ekonomiyi doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip bulunuyor.