Artı Gerçek - KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Fırat Haber Ajansı’na (ANF) Kürt sorununun çözümü kapsamında başlatılab süreç ve çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Çerçeve yasanın silahsızlanmanın nasıl olacağını ortaya koyan bir yasa olduğunu belirten Bayık, yasanın yalnızca silahsızlanma üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.Bayık, “Bu yasa Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde çıkan bir yasadır.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde ne İmralı’da ne meclis komisyonunda ne de yasanın görüşüldüğü mecliste sadece silahsızlanma konuşulmuştur.
Bu açıdan yasa silahsızlanmaya vurgu yapsa da, bizler Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başlangıç yasası olarak ele aldık” dedi.Yasayı reddetmediklerini ancak 'eksik, yetersiz ve hatalı' bulduklarını belirten Bayık, yasanın pratikleşmesini esas alan bir yaklaşım içinde olduklarını ifade etti.Bayık, “Çünkü bu yasa tek taraflı uygulanacak bir yasa değildir.
Devletle İmralı ve hareketimizin arasında yapılan tartışma ve müzakerelerle pratikleşebilecek bir yasadır.
Yoksa ‘silahını bırak gel’ denilerek pratikleşecek bir durum yoktur” diye konuştu.Silahsızlanma ve demokratik siyasal yaşama katılma konusundaki iradelerinin net olduğunu söyleyen Bayık, ancak bunun nasıl uygulanacağının da önemli olduğunu vurguladı.'DEMOKRATİK ADIM ATILMAZSA TIKANIR'Sürecin yalnızca silahsızlanmadan ibaret olmadığını belirten Bayık, silahsızlanmayı gerektirecek demokratik adımların atılmasının önemine dikkat çekti.Bayık, “Çünkü demokratik siyasal alana adım atmak için silah bırakılacaktır.
Bu açıdan silahsızlanmayla birlikte demokratikleşme adımlarının atılacağının yasada yer almamasını bir eksiklik olarak gördük” ifadelerini kullandı.Yasanın gerekçesinin açık olması gerektiğini belirten Bayık, yalnızca “terörün sonlanacağını” belirtmenin yasayı güçsüz bıraktığını söyledi.Bayık, “Silah bırakmanın nedeni demokratik adımlar atılmasına bağlansaydı, yasanın maksadı daha iyi anlaşılırdı.
Zaten kullanılan dil de çok yanlıştır.
Barış ve sorunların çözümünü arzulayan bir yasanın dilinin böyle olmaması gerekirdi” dedi.Çerçeve yasayla birlikte iktidarın 50 yıldan fazla süren bir sorunun çözümünün taahhüdü altına girdiğini belirten Bayık, bunun demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü olduğunu söyledi.“Eğer bu süreç demokratik adımlarla ilerletilmezse tıkanır, bunun sorumlusu da iktidar olur” diyen Bayık, yasayı bu nedenle bir başlangıç olarak değerlendirdiklerini ifade etti.'ÖCALAN’IN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ ÇOK ÖNEMLİ'Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve statüsünün önemine işaret eden Bayık, şunları söyledi:“Rêber Apo’nun statüsü ve fiziki özgürlüğü bizim için çok önemlidir. Çünkü bir halkın önderine yaklaşım, o halka yaklaşımdır.
Bunu anlamayanlar ya da anlamak istemeyenler, bu istemi kendilerine göre bir kişiye ait istem olarak görüyorlar.”Sürecin başlamasının sorumluluğunun Öcalan’a ait olduğunu belirten Bayık, sürecin Öcalan’ın aktif katılımı olmadan ilerleyemeyeceğini savundu.Bayık, “Bu süreci başlatan Rêber Apo, özgür ve serbest çalışır konuma ve akabinde fiziki özgürlüğüne kavuşmadan bu sürecin ilerlediğinden ve amacına ulaştığından söz edilemez” dedi.PKK’nin 12.
Kongresi’nde örgütün feshedilmesi ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması yönünde karar aldıklarını hatırlatan Bayık, aynı zamanda sürecin Öcalan tarafından yürütülmesi gerektiği yönünde karar aldıklarını söyledi.'SÜREÇ PRATİKLEŞME AŞAMASINA GEÇTİ'Bayık, şimdi tartışma aşamasından pratikleşme aşamasına geçildiğini belirterek Öcalan’ın bu aşamada da aktif rol alması gerektiğini söyledi.Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ın “barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” gerektiği yönündeki sözlerini hatırlatan Bayık, bunun yalnızca Bahçeli’nin görüşü olmadığını, iktidarın da görüşü olduğunu savundu.“Şimdi Rêber Apo’nun esas rol oynayacağı kurul oluşturuldu” diyen Bayık, silahsızlanmanın nasıl, hangi zaman diliminde ve hangi aşamalardan geçerek uygulanacağı ile Türkiye’ye dönüşlerin nasıl örgütlenip siyasal yaşama nasıl katılacağının bu kurulun denetiminde pratikleşeceğini belirtti.Yönetici kadronun ve önemli sayıda kadronun çerçeve yasa dışında kalmasını “ciddi bir sorun” olarak nitelendiren Bayık, Türkiye’ye gidişler açısından bu konunun da çözülmesi gerektiğini söyledi.Bayık, “Eğer sorun çözülmek isteniyorsa, Rêber Apo ve yönetici kadronun durumunun netleşmesi gerekir.
Yönetici kadronun sorunu çözülmeden Kürt Özgürlük Hareketi ile devlet arasındaki sorun nasıl çözülmüş olacaktır?” diye konuştu.Türkiye’ye demokratik siyasal mücadele ortamında siyaset yapmak için gidileceğini belirten Bayık, “Demokratik siyasal mücadele ortamının olmadığı bir yere gitmek sadece daha önce hiçbir pratik değeri olmayan eve dönüş yasası gibi olur” dedi.'TÜM TÜRKİYE SİYASETİNİ İLGİLENDİRİYOR'Kürt sorununun çözümü ve kalıcı barış için Meclis’in yanı sıra siyaset ve hukuk alanına da görev düştüğünü belirten Bayık, belirleyici kurumun Meclis olduğunu söyledi.Bayık, “Çünkü sorunun çözümünü kalıcı kılacak yasaları çıkartacak olan bu kurumdur.
Tabii ki bu kurumu işletecek ve rol almasını sağlatacak olan siyaset kurumudur” dedi.Sorunun yalnızca bir partiyi değil, iktidarı ve muhalefetiyle tüm Türkiye halkını ve siyasetini ilgilendirdiğini ifade eden Bayık, Kürt sorunundan uzak duran siyasetin Türkiye’nin siyasi gerçekliğinden de uzak kalacağını savundu.'KÜRT YASA VE HUKUK İÇİNE ALINMALI'Kürt sorununun çözümü için Kürtlerin yasa ve hukuk içine alınması gerektiğini belirten Bayık, “Kürt, 100 yıldır hukuk ve yasa dışında kalmıştır” dedi.“Türkiye’de herkes eşit yurttaştır, eşit haklara sahiptir” söyleminin gerçekleri örtmeyi hedefleyen bir demagoji olduğunu savunan Bayık, Kürt sorununun yasa yoluyla hukuk sistemi içine girmesi halinde çözülebileceğini söyledi.Bayık, anayasa ve yasaların Kürtleri kabul etmediğini, ceza yasası ve terörle mücadele kanunu gibi düzenlemelerin ise Kürt halkının özgürlük istemini ezmeye göre şekillendirildiğini ileri sürdü.Kürtlerin siyasi iradesinin tanınmadığını ve yerel yönetimleri yürütmesinin de kabul edilmediğini belirten Bayık, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekincelere de dikkat çekti.'GERÇEK BİR ÇÖZÜM VE BARIŞ OLMAZSA ÇATIŞMALAR DEVAM EDER'Kürtlerin yasa ve hukuk içine alınmasının zorunlu olduğunu belirten Bayık, bunun gerçekleşmemesi halinde Kürt sorununun çözülemeyeceğini ve gerçek bir barışın sağlanamayacağını söyledi.Bayık, “Gerçek bir çözüm ve barış olmazsa sorunlar da gerilim ve çatışmalar da devam eder. 100 yıllık tarih bu gerçeği defalarca kanıtlamıştır” ifadelerini kullandı.Çerçeve yasayla önemli bir aşamaya geçildiğini belirten Bayık, bundan sonraki sürecin nasıl pratikleşeceğinin ve ne tür demokratikleşme adımlarının atılacağının zaman içinde görüleceğini söyledi.Bayık, “Ancak şu kesindir ki, Kürt varlığı tanınıp Kürt dili ve kültürü özgür hale gelmez ve Kürt halkının siyasal iradesi ve yerel demokrasisi tanınmazsa kalıcı bir barışı ve çözümü sağlayamayız” dedi.Kürt dili ve kültürü önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini belirten Bayık, “Fiili olarak varlığı kabul edilen Kürt halkının, hakları ile de kabul edilmesi gerekir” diye konuştu.