Beste Açar, 2015 yılında kaybettiği babası Kayahan’ın telif haklarının usulsüz bir şekilde üvey annesi İpek Açar’a devredildiği iddiasıyla hukuki bir süreç başlattı. Bu süreçte, Açar, suçlamalarını güçlendirmek için kriminal raporlardan faydalandı. Zamanla Türk müziğinin unutulmaz ismi Kayahan’ın ardından miras konusunda yaşanan tartışmalar tekrar gündeme geldi. Beste Açar, babasının telif gelirlerinin sahte imzalarla İpek Açar’a verildiğini belirterek Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
İddiaları Destekleyen Kriminal Raporlar
Beste Açar’ın avukatı Onur Yağışan aracılığıyla savcılığa sunulan belgelerde, devir sözleşmelerinin içindeki imzaların Kayahan’a ait olmadığını ortaya koyan özel bir kriminal inceleme raporu mevcut. Bu rapor, sanatçının gerçek el yazısına benzetilmeye çalışılan taklit imzaların kullanıldığını vurgulamakta. Açar, belgelerdeki imzaların sahte olduğunu galiba bu inceleme ile oluşturulan somut verilerle kanıtladı ve bu durumun, babasının mirasının çalınması anlamına geldiğini ileri sürdü. Raporun bulguları, iddiaların ciddiyetini artıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor ve durumu daha da karmaşıklaştırıyor.
İddiaların Arka Planı: "Çete" Suçlaması
Beste Açar, yalnızca bir imza taklidinin ötesinde olan olayın arkasında, organize bir yapı bulunduğunu savundu. Bu bağlamda, babasının eserlerinin, basit bir A4 kağıdıyla devredilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Giriştiği hukuki sürecin sadece şahsi bir kargaşadan ibaret olmadığını, daha geniş bir çetenin varlığına işaret ettiğini öne sürdü. Özellikle MESAM’a sunulan belgelerin asıllarının bulunmaması ve yalnızca fotokopilerle sürecin devam ettirilmesi, olayın ciddiyetini gözler önüne seriyor. Açar, bu usulsüz uygulamaları ortaya çıkarmak için elinden geleni yapacağını belirtti.
Soruşturmanın Derinleşmesi ve Talepler
Beste Açar, yaşanan usulsüzlüğün arkasında MESAM yönetiminde bulunan isimlerin de bulunduğunu iddia ederek bu kişilere yönelik kamu davası açılmasını talep etti. Avukat Onur Yağışan ise, noter onayı gerektiren bir devir işleminin nasıl fotokopi üzerinden yürütülebileceğini sorguladı ve şüpheliler hakkında acilen yasal önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çekti. Açar, ayrıca İpek Açar’ın yurt dışına çıkmayı planladığını hatırlatarak, yargı sürecinin hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Bu durum, soruşturmanın gidişatının ne denli önemli olduğunu göstermekte ve yaşanan sürecin daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.