Psikologlar böyle yorumluyor! Niye yanlış anlaşılıyorum sorusunun 5 cevabı

"Niyetim bu değildi" cümlesini sıkça kuruyorsanız yalnız değilsiniz! İyi niyetle kurduğunuz cümlelerin karşı tarafta bambaşka algılanmasının arkasında psikolojik mekanizmalar yatıyor. Psikologlar, kurduğumuz cümlelerin ve takındığımız tavırların neden farklı algılandığını açıklıyor. İşte "Niye yanlış anlaşılıyorum?" sorusuna psikolojiden 5 yanıt.

Sosyal ilişkilerde, iş hayatında veya ikili diyaloglarda sıkça karşılaşılan "Niyetim bu değildi, neden yanlış anlaşıldım"" sorusuna psikoloji dünyasının sunduğu temel gerekçeler ve iletişim dinamikleri ilişkilerinizde faydalı olabilir.

"Ben aslında öyle demek istememiştim..." Günlük hayatta bu cümleyi sıkça kuruyorsanız, yalnız değilsiniz. Çoğu zaman iyi niyetle söylediğimiz bir söz veya takındığımız bir tavır, karşı tarafta bambaşka bir karşılık bulabiliyor.

İletişim kazaları sadece karşı tarafın tutumuyla ilgili değil; bizim farkında olmadan gönderdiğimiz psikolojik sinyallerle de doğrudan bağlantılı.

Psikologlar ve iletişim uzmanları, sürekli yanlış anlaşılma hissiyatının arkasında yatan 5 temel psikolojik mekanizmayı şöyle açıklıyor:

1. Şeffaflık İllüzyonu

Psikolojide oldukça bilinen bu fenomene göre insanlar, kendi duygu, düşünce ve niyetlerinin dışarıdan açıkça görülebildiğini varsayarlar.

Zihninizdeki iyi niyeti bildiğiniz için, karşı tarafın da bunu kendiliğinden anlamasını beklersiniz.

Ancak siz açıkça ifade etmediğiniz sürece zihninizdekiler karşı tarafa geçmez; bu durum da ciddi bir beklenti karmaşasına yol açar.

2.

Beden Dili ve Ses Tonu Uyumsuzluğu

İletişimin yüzde 90'a yakını sözsüz unsurlardan oluşur.

Ağzınızdan çıkan kelimeler çok nazik olsa bile; kollarınızı kavuşturmanız, göz temasından kaçınmanız veya sert bir ses tonu kullanmanız karşı tarafa "savunmadayım" ya da "saldırıyorum" mesajı verir.

Zihin, kelimelerden önce beden dilini okuduğu için yanlış anlaşılmalar kaçınılmaz hale gelir.

3. "Akıl Okuma" Eğilimi ve İletişim Süzgeçleri

Siz konuşurken karşı taraf sizi değil, kendi geçmiş deneyimlerini, kaygılarını ve özsaygı düzeyini dinler. Örneğin; özgüven eksikliği yaşayan biri, yaptığınız yapıcı bir eleştiriyi "değersizleştirme" olarak algılayabilir.

Psikologlar buna "projeksiyon" (yansıtma) adını verir.

Yani mesajınız, dinleyicinin kendi psikolojik süzgecinden geçerek şekil değiştirir.

4.

Aşırı Savunmacı veya Açıklayıcı Dil

Bir konuyu aktarırken gereğinden fazla detay vermek, sürekli kendinizi açıklama ihtiyacı hissetmek ya da cümlenize savunmacı bir tonda başlamak ("Yanlış anlama ama...", "Seni kırmak istemem fakat...") karşı tarafta otomatik olarak bir "tehlike" algısı yaratır.

Dinleyici, cümlenin devamında olumsuz bir şey geleceğine şartlanır ve savunmaya geçer.

5.

Dolaylı ve Mükemmeliyetçi İletişim

Açık ve net olmak yerine "ima etmek", karşı tarafın "anlamasını beklemek" veya kırılmamak/kırmamak adına mesajı fazla dolaylı vermek en büyük iletişim tuzaklarındandır.

Net ifade edilmeyen beklentiler, karşı tarafta belirsizlik yaratır ve belirsizlik insan zihninde genellikle olumsuz senaryolarla doldurulur.

 

"Şeffaflık İllüzyonu"na Düşmeyin: Niyetinizi varsayımlara bırakmayın; açık, net ve sade bir dille ifade edin.

Ayna Tekniği Kullanın: Cümlenizi bitirdikten sonra "Tam olarak ne demek istediğimi anlatabildim mi, sana nasıl ulaştı"" sorusuyla geri bildirim alın.

Sözleriniz ile Beden Dilinizi Eşleyin: Mesajınızın tonu ile yüz ifadenizin aynı duyguyu taşıdığından emin olun.Türk kahvesinin faydaları neler" Kahve yağ yakar mı, kolesterolü yükseltir mi"

İLGİLİ HABERLER