Karadeniz’de geleneksel kıyı balıkçılığı, hızla artan balık çiftlikleri ve kontrolsüz çevre kirliliği nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Rize ve Artvin’deki su ürünleri kooperatifleri, denizin devasa kafeslerle çevrildiğini, balıkçıların ise rızkını kazanacak alan bulamaz hale geldiğini söylüyor.
Karadeniz kıyılarında yüzlerce yıldır sürdürülen kıyı balıkçılığı, son yıllarda kurulan somon ve alabalık çiftlikleriyle birlikte büyük bir kriz yaşıyor. Rize ve Artvin’de faaliyet gösteren su ürünleri kooperatiflerinin temsilcileri, balıkçıların ağ attığı ve geçimini sağladığı alanların “örümcek ağı gibi” kafeslerle sarıldığını belirterek, küçük ve orta ölçekli balıkçıların sistemli biçimde dışlandığını dile getiriyor.
“Kıyı Balıkçılığı Bitme Noktasında”
Rize-Artvin Su Ürünleri Kooperatifleri Bölge Birliği Başkanı Barış Zaman, kıyı balıkçılığının neredeyse sona erdiğini vurgulayarak durumu şu sözlerle anlattı:
“Ağ kurduğumuz, ağ sardığımız, rızkımızı taşıdığımız alanlar devasa çiftliklerle çevrilmiş durumda. Artık bunu bir işgal olarak görüyoruz. Kıyı balıkçılığı bitti.”
Zaman, balıkçılığın sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğuna dikkat çekerek, balıkçıların denizle bağının koparıldığını söyledi.
“Sorun Sadece Balık Tutamamak Değil”
Sorunun yalnızca balık avlamakla sınırlı olmadığını belirten Zaman, çevre kirliliğine de dikkat çekti. Evsel ve tarımsal atıkların arıtılmadan denize bırakıldığını ifade eden Zaman, biyolojik arıtmanın yokluğunun deniz ekosistemini hızla tahrip ettiğini söyledi:
“Biyolojik arıtma olmadan denize akan her şey yaşam alanlarını yok ediyor. Mesele sadece balık tutamamak değil, denizi ve balığın yaşadığı alanları korumak zorundayız.”
İskandinav ülkelerini örnek gösteren Zaman, bu ülkelerde balık çiftliklerinin 70–80 metre derinlikte ve balıkçıların mera alanlarına zarar vermeyecek şekilde kurulduğunu belirterek, Türkiye’de ise süreçlerin yavaş ilerlediğini ve balıkçıların taleplerinin dikkate alınmadığını savundu.
“Rızık İçin Denize Çıkıyoruz, Yer Bulamıyoruz”
Balıkçıların her gece rızık için denize açıldığını ifade eden Zaman, mevcut durumda ağ atacak alan bulmanın bile sorun haline geldiğini söyledi:
“Somon ve alabalık çiftliklerinden yer bulabilirlerse ağ serecekler. Küçük ya da büyük fark etmiyor; balıkçının mera alanları işgal edildikçe sorun büyüyor. Taleplerimiz sürekli görmezden geliniyor.”
“Sahibimiz Yok, Kimse Bizimle Görüşmüyor”
Rize Eminettin Mahallesi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ali Köseoğlu ise yaşanan sorunlara karşı muhatap bulamadıklarını dile getirdi. Defalarca dilekçe yazdığını ve toplantı talep ettiğini belirten Köseoğlu, yetkililerin balıkçıları görmezden geldiğini söyledi:
“Bugüne kadar bizimle kimse toplantı yapmadı. Valiliğe 20–30 kez gittim, sürekli ertelendi. Sahibimiz yok. Ticari kıyı balıkçılığı tamamen ortadan kaldırılmak isteniyor.”
Köseoğlu, balıkçıların artan kira bedelleri nedeniyle mesleği bırakmak zorunda kaldığını belirterek, yıllık 300–500 bin liraya varan taleplerin küçük balıkçıyı bitirdiğini ifade etti:
“İnsanlar oltayla tuttuğu 1–2 kilo balıkla bu kiraları nasıl ödesin? Kayıklarını sattılar, meslek bitiyor.”
“Balıkçılar Bitiyor, Balıklar Yurt Dışına Gidiyor”
Rize Sınırlı Sorumlu Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mesut Rakıcı da kıyı balıkçılığının sistemli biçimde tasfiye edildiğini savundu. Denetim eksikliğine dikkat çeken Rakıcı, balıkçı barınaklarının amacından çıkarıldığını söyledi:
“Balıkçı barınakları kafe ve restorana çevriliyor. Kafes balıkçılığında üretilen balıklar Türkiye’de satılmıyor, yurt dışına gönderiliyor. Türk halkı kendi denizinden faydalanamıyor.”
Balıkçılar, kıyı balıkçılığının korunması, mera alanlarının güvence altına alınması ve çevre kirliliğine karşı etkili önlemler alınması için yetkililere acil çağrıda bulunuyor. Aksi halde Karadeniz’de geleneksel balıkçılığın tamamen tarihe karışacağı uyarısı yapılıyor.