Metin Külünk’ten Çay Sektörüne Kapsamlı Değerlendirme: Çay Meselesi Sadece Fiyat Değildir

Rizeli siyasetçi Metin Külünk, çayın Türkiye için sadece bir tarım ürünü değil, sosyal ve stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Üretici maliyet artışları ve kaçak çay sorunlarına dikkat çekti, çözüm önerileri sundu ve çayın Karadeniz'in geçim kaynağı olduğunu belirtti.

Rizeli siyasetçi Metin Külünk, Doğu Karadeniz’de yeni sezon hazırlıkları devam eden çay tarımına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çay sektörünü ekonomik, sosyal ve stratejik boyutlarıyla ele alan Külünk, “Çay meselesi sadece bir fiyat meselesi değildir” diyerek sektörün çok yönlü yapısına vurgu yaptı.

Çay, Türkiye İçin Stratejik Bir Değer

Külünk, çayın Türkiye’de yalnızca bir tarım ürünü olmadığını; ekonomi, siyaset, kültür ve günlük yaşamın kesişim noktasında yer alan stratejik bir değer olduğunu ifade etti. Dünyada en çok çay tüketen ülkeler arasında yer alan Türkiye’de çayın, hayatın ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekti.

Üretimin büyük bölümünün Rize, Trabzon ve Artvin’de gerçekleştiğini belirten Külünk, yıllık çay üretiminin 1,2 ila 1,5 milyon ton arasında değiştiğini hatırlattı.

Çayın Sosyal Hayattaki Yeri

Çayın Karadeniz insanı için yalnızca bir içecek olmadığını belirten Külünk, “Çaysız bir sohbet, çaysız bir ziyaret neredeyse düşünülemez” ifadelerini kullandı. Özellikle Rize’de çayın hayatın merkezinde yer aldığını vurgulayan Külünk, çayın toplumsal bağ kurma aracı olduğunun altını çizdi.

Tarımsal ve Sosyolojik Dönüşüm

Külünk’e göre çay, bölgede tarımsal yapıyı kökten değiştirdi. Geçmişte önemli olan portakal, limon ve mandalina gibi ürünlerin geri plana itildiğini ifade eden Külünk, çayın bazı bölgelerde hayvancılığı bile ikinci plana düşürdüğünü belirtti.

Köylerden kentlere yaşanan göçün de çay üretiminin sosyolojik yapısını değiştirdiğine dikkat çekti.

Çay Sezonu ve Fiyat Beklentisi

Mayıs ayının ilk sürgün dönemiyle birlikte üretici açısından kritik bir sürecin başladığını belirten Külünk, çay fiyatlarının daha nisan ayından itibaren konuşulmaya başlandığını söyledi. Üreticinin açıklanacak taban fiyatı büyük bir beklentiyle takip ettiğini ifade etti.

Artan Maliyetler Üreticiyi Zorluyor

Külünk, çay üreticisinin işçilik, gübre ve nakliye maliyetlerindeki artış nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini vurguladı. Fiyat artışlarının enflasyonun gerisinde kaldığı yönündeki görüşlerin yaygın olduğunu belirtti.

Bu durumun bazı üreticiler için “çayı toplamak mı, toplamamak mı?” sorusunu gündeme getirdiğini ifade eden Külünk, bunun sektör açısından ciddi bir risk oluşturduğunu dile getirdi.

Tüketici de Memnun Değil

Çay fiyatlarındaki artışın yalnızca üreticiyi değil tüketiciyi de etkilediğini belirten Külünk, 2023 yılında 80–120 TL bandında olan kuru çay fiyatlarının 2025-2026 döneminde 200–350 TL seviyelerine yükseldiğini söyledi. Bu durumun her iki taraf için de memnuniyetsizlik yarattığını kaydetti.

Kota ve Kontenjan Sorunu

Külünk, çay sektörünün en önemli sorunlarından birinin kota ve kontenjan uygulamaları olduğunu belirtti. ÇAYKUR tarafından yapılan sınırlı alımların üreticiyi özel sektöre yönlendirdiğini ifade etti.

Özel sektörde ise çoğu zaman taban fiyatın altında alımlar yapıldığını ve bunun fırsatçılığa yol açtığını dile getirdi.

Kaçak Çay ve Güven Sorunu

Rize’de kaçak çay konusunun ciddi bir tartışma başlığı olduğunu belirten Külünk, bu durumun toplumda güvensizlik oluşturduğunu söyledi. Kamu yönetiminin bu konuda kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı.

Külünk, ÇAYKUR’un üreticiyi koruyan en önemli kurum olduğuna dikkat çekti. Taban fiyat uygulamasıyla üreticiye güvence sağladığını belirten Külünk, kurumun daha etkin ve liyakat esaslı yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Özelleştirme ihtimalinin ise üreticiyi tamamen özel sektörün insafına bırakabileceği uyarısında bulundu.

Gelecek Riskleri ve Fırsatlar

Külünk, mevcut sorunların devam etmesi halinde üretici sayısında azalma, kalite düşüşü ve ithal çay kullanımında artış gibi risklerin ortaya çıkabileceğini belirtti.
Buna karşılık organik çay üretimi, markalaşma ve çay turizmi gibi alanların önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Çözüm Önerileri

Külünk, çay sektörünün sürdürülebilirliği için şu önerileri sıraladı:

Yaş çay fiyatının gerçek maliyetler dikkate alınarak belirlenmesi

Kota ve kontenjan sisteminin yeniden düzenlenmesi

Özel sektörün taban fiyat altında alım yapmasının engellenmesi

ÇAYKUR’un liyakat esaslı yönetilmesi

Kaçak çayla mücadelenin güçlendirilmesi

Organik ve ihracata yönelik Türk çayı markasının oluşturulması

Çay turizmi ve yerel markaların desteklenmesi

“Çay, Karadeniz’in Geçim Kaynağıdır”

Külünk, çayın sadece ekonomik bir ürün değil, aynı zamanda Karadeniz’in geçim kaynağı ve Türkiye’nin tarımsal bağımsızlığı açısından stratejik bir unsur olduğunu belirtti.
“Doğru yönetildiğinde çay; üreticiyi kalkındıran, tüketiciyi koruyan ve Türkiye’ye güçlü bir marka değeri kazandıran bir sektördür” ifadeleriyle değerlendirmesini tamamladı.

İLGİLİ HABERLER