Remzi Kazmaz’dan Milli Parklar Kanunu Teklifine Sert Tepki

CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Remzi Kazmaz, Milli Parklar Kanunu Teklifi'ne sert eleştirilerde bulundu. Düzenlemenin çevre hakkını zayıflatacağını, doğal alanların korunması için yerel yönetimlerin sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Koruma statüsünün önemine dikkat çekti.

Cumhuriyet Halk Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Av. Remzi Kazmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan Milli Parklar Kanunu Teklifi’ne ilişkin yazılı bir açıklama yaparak düzenlemeye hukuki ve çevresel açıdan sert tepki gösterdi.

Kazmaz, teklifin yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği olmadığını belirterek, anayasal güvence altındaki çevre hakkı, kamu yararı ilkesi ve gelecek kuşakların yaşam hakkını doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı.

“Milli Parklar Üstün Kamu Yararı Taşır”

Muğla’nın ormanları, su havzaları ve kıyı ekosistemleriyle Türkiye’nin en hassas doğal bölgelerinden biri olduğuna dikkat çeken Kazmaz, özellikle Marmaris Milli Parkı ve Saklıkent Milli Parkı’nın yalnızca turizm alanı olmadığını, aynı zamanda karbon yutak alanları ve iklim krizine karşı doğal savunma hatları olduğunu ifade etti.

Anayasa’nın 56. maddesinin devlete ve yurttaşlara çevreyi koruma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatan Kazmaz, milli park statüsünün “üstün kamu yararı” anlamına geldiğini belirtti.

Uzun süreli turizm izinlerinin genişletilmesi, madencilik faaliyetlerine alan açılması ve planlama yetkilerinin merkezileştirilmesinin koruma statüsünü fiilen zayıflatabileceği uyarısında bulundu.

“Ekosistem Parçalanması Geri Dönülmez Kayıplara Yol Açar”

Bilimsel verilerin, orman ekosistemlerinde parçalanmanın biyolojik çeşitliliği azalttığını ortaya koyduğunu dile getiren Kazmaz, madencilik ve yoğun turizm faaliyetlerinin su kaynakları üzerinde kalıcı hasarlar oluşturabileceğini söyledi.

Muğla gibi su stresi yaşayan bir bölgede milli park alanlarının zayıflatılmasının iklim direncini azaltacağını belirten Kazmaz, bu durumun tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyebileceğini, sürdürülebilir turizmi ise riske atabileceğini ifade etti.

“Yerel Yönetimler Sürece Dahil Edilmeli”

Korunan alanlara ilişkin düzenlemelerde yerel yönetimlerin, bilim insanlarının ve meslek odalarının görüşlerinin alınması gerektiğini vurgulayan Kazmaz, merkeziyetçi bir yaklaşımın sahadaki gerçeklikten kopuk kararlar doğurabileceğini kaydetti.

Milli parkların herhangi bir siyasi iktidarın tasarruf alanı olmadığını belirten Kazmaz, bu alanların geçmişten devralınan ve gelecek kuşaklara bırakılması gereken ortak miras olduğunu ifade etti.

“Doğa Talanı Üzerinden Kalkınma Olmaz”

Açıklamasının sonunda teklifin bilimsel esaslara göre yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan Kazmaz, kamu yararı ilkesinin açık biçimde korunması ve koruma statüsünü zayıflatacak düzenlemelerin geri çekilmesi gerektiğini belirtti.

“Koruma statüsü olan alanlarda ekonomik öncelik değil, anayasal çevre hakkı esas alınmalıdır. Karbon yutak alanlarını kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir. Doğa talanı üzerinden kalkınma olmaz” ifadelerini kullanan Kazmaz, doğal mirası koruma mücadelesini hukuki ve demokratik zeminde sürdüreceklerini açıkladı.

İLGİLİ HABERLER