Türk müziğinin sevilen isimlerinden Soner Olgun'un pankreas kanseriyle verdiği mücadelenin ardından hayatını kaybetmesi, hastalığının ilk belirtilerinden teşhis sürecine kadar yaşananları yeniden gündeme getirdi. Sanatçının 19 yıl evli kaldığı eski eşi Özlem Koldaş, 15 Eylül 2026'da Instagram hesabından yaptığı açıklamada, Olgun'un kısa süre içerisinde ağır diyabet tablosuna girdiğini, ancak pankreasındaki kitlenin yaklaşık bir buçuk yıl sonra tespit edildiğini anlatmıştı. Koldaş, o dönemde sanatçıyı değerlendirdiğini belirttiği Prof. Dr. S.Ç.'nin olası bir ihmali bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiş, tahlil sonuçlarını ve tıbbi kayıtları uzmanlara sunacağını duyurmuştu. Olgun'un vefatının ardından Koldaş'ın özellikle erken teşhis ihtimaline ilişkin soruları yeniden önem kazandı. Peki, Soner Olgun'un doktoru Prof. Dr. S.Ç. kimdir, hangi hastanede çalışıyor, sanatçının pankreas kanseri daha erken teşhis edilebilir miydi ve doktor ihmali iddiasında son durum ne?SONER OLGUN'UN DOKTORU PROF. DR. S.Ç. KİMDİR?Prof. Dr. S.Ç., Soner Olgun'un eski eşi Özlem Koldaş'ın sanatçının pankreas kanseri teşhisinden önceki diyabet tedavisiyle bağlantılı olarak adını baş harfleriyle açıkladığı hekimdir. Özlem Koldaş, 15 Eylül 2026'da Instagram hesabından yaptığı açıklamada, Soner Olgun'un kısa sürede gelişen ağır diyabet belirtileri nedeniyle endokrinoloji bölümüne götürüldüğünü anlattı. Koldaş'ın ifadelerine göre Olgun, bu süreçte Prof. Dr. S.Ç. tarafından değerlendirildi. Sanatçının açlık kan şekeri 580, HbA1c değeri ise 16,1 olarak ölçüldü ve insülin tedavisine başlandı. Koldaş, bu değerlendirmeden yaklaşık bir buçuk yıl sonra Olgun'un pankreas kanseri teşhisi aldığını belirterek, ilk belirtilerin daha ayrıntılı araştırılması halinde hastalığın erken tespit edilip edilemeyeceğinin incelenmesini istedi. Açıklamada söz konusu hekimin açık kimliği paylaşılmadı. Doktorun adı yalnızca Prof. Dr. S.Ç. şeklinde yer aldı.PROF. DR. S.Ç.'NİN AÇIK ADI NE, HANGİ HASTANEDE ÇALIŞIYOR?Özlem Koldaş'ın açıklamasında Prof. Dr. S.Ç.'nin tam adı, görev yaptığı hastane veya üniversite belirtilmedi. Koldaş, Soner Olgun'un nörolojik incelemelerinin ardından endokrinolojiye başvurduklarını ve burada söz konusu hekim tarafından değerlendirildiğini aktardı. Ancak açıklamada muayenenin gerçekleştirildiği sağlık kuruluşuna ilişkin bilgi verilmedi. Hekimin açık kimliğini Soner Olgun'un tedavi süreciyle eşleştiren doğrulanmış bir kayıt da bulunmuyor.SONER OLGUN'UN TEŞHİSİNDE DOKTOR İHMALİ Mİ VARDI?Soner Olgun'un eski eşi Özlem Koldaş, sanatçının pankreas kanseri teşhisinden yaklaşık bir buçuk yıl önce ortaya çıkan ağır diyabet tablosunun yeterince araştırılmadığını öne sürdü. Koldaş'ın iddiası, Olgun'un kan şekeri değerlerinde kısa sürede meydana gelen büyük değişimin pankreas hastalıkları açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekip gerekmediğine dayanıyor. Eski eşinin anlatımına göre sanatçı, rutin kan tahlillerinin ardından üç ay içerisinde yoğun susuzluk, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma ve halsizlik yaşamaya başladı. Endokrinoloji değerlendirmesinde açlık kan şekerinin 580, HbA1c değerinin ise 16,1 çıktığını belirten Koldaş, ailede diyabet öyküsü bulunduğunun da hekime aktarıldığını söyledi. Olgun'a insülin tedavisi başlandığını ve yaklaşık bir buçuk yıl boyunca diyabet tanısıyla yaşadıklarını anlatan Koldaş, daha sonra ortaya çıkan pankreas kanseri nedeniyle önceki değerlendirmelerin yeniden incelenmesini istedi. Tıbbi ihmal iddiasının değerlendirilmesi için hastanın o dönemdeki bütün klinik bulgularının, tetkiklerinin ve tedavi kayıtlarının uzmanlar tarafından incelenmesi gerekiyor.SONER OLGUN'UN PANKREAS KANSERİ DAHA ERKEN TEŞHİS EDİLEBİLİR MİYDİ?Özlem Koldaş, Soner Olgun'un ani gelişen ağır diyabet tablosunun pankreas kanserinin erken belirtisi olup olmadığının araştırılmasını istedi. Pankreas kanseri bazı hastalarda yeni başlayan diyabet veya mevcut diyabetin hızla kötüleşmesiyle ilişkili olabiliyor. Bununla birlikte yeni diyabet tanısı alan kişilerin büyük çoğunluğunda pankreas kanseri bulunmuyor.Koldaş, Olgun'un ilk değerlendirmesi sırasında pankreasın görüntülenmesinin veya farklı tetkiklerin gerekli olup olmadığının uzmanlar tarafından incelenmesini talep etti. Özellikle CA 19-9 testi dahil olmak üzere başka incelemelerin o dönemde yapılıp yapılmaması gerektiğini sorgulayan Koldaş, elindeki bütün tıbbi kayıtları bağımsız değerlendirmeye sunacağını açıkladı.CA 19-9, pankreas kanseri dahil bazı hastalıklarda kullanılan bir tümör belirtecidir. Ancak tek başına pankreas kanserini teşhis etmek veya dışlamak için yeterli bir tarama testi değildir. Olgun'un önceki bulgularının erken teşhis açısından ne ifade ettiği ve o tarihte farklı bir incelemenin gerekli olup olmadığı konusunda kamuoyuna açıklanmış bağımsız bir tıbbi değerlendirme bulunmuyor.SONER OLGUN'UN HASTALIĞI NASIL TEŞHİS EDİLDİ?Soner Olgun'un pankreasındaki kitle, diyabet teşhisinden yaklaşık bir buçuk yıl sonra ortaya çıkan sarılık, halsizlik, iştahsızlık ve mide bulantısı şikâyetlerinin ardından tespit edildi.Özlem Koldaş'ın anlattığına göre sanatçının yüzünde ve gözlerinde sararma başladı. Olgun'un şikâyetlerine halsizlik, iştah kaybı ve mide bulantısı da eklendi. Yeniden hastaneye başvurulmasının ardından yapılan incelemelerde safra yollarında tıkanıklık bulundu. Aile, ilk aşamada bu durumun safra taşından kaynaklanmasını umut etti.Ancak ileri incelemelerde pankreasta kitle tespit edildi. Koldaş, hastalığın pankreasla sınırlı kalmadığının ve uzak yayılım bulunduğunun kendilerine aktarıldığını açıkladı. Yaşadıkları o anı, “O gün dünyamız değişti” sözleriyle anlatan Koldaş, hastalığın ilk belirtilerinin daha erken değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusunun kendisini uzun süre meşgul ettiğini belirtti.PROF. DR. S.Ç. HAKKINDA ŞİKÂYETTE BULUNULDU MU, SORUŞTURMA AÇILDI MI?Özlem Koldaş, Soner Olgun'un teşhis sürecine ilişkin tahlil, rapor ve diğer tıbbi kayıtları uzmanlara ve gerekli mercilere sunacağını açıklamıştı. Koldaş, eski eş olması nedeniyle hukuki yetkisinin bulunmadığı durumlarda Olgun'un kızlarının kendi haklarını kullanacağını da ifade etti.15 Eylül'deki açıklamasında, yaşananların tıbbi açıdan incelenmesini ve sorularına yanıt verilmesini istediğini belirten Koldaş, sürecin üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğini söyledi. Prof. Dr. S.Ç. hakkında bu iddialarla bağlantılı olarak açılmış bir soruşturmanın veya verilmiş bir yargı kararının ayrıntılarına ilişkin doğrulanmış yeni bir açıklama bulunmuyor.SONER OLGUN ÖLMEDEN ÖNCE SAĞLIK DURUMU NASILDI?Pankreas kanseri tedavisi gören Soner Olgun, 30 Ağustos 2026'da yüksek ateş nedeniyle hastaneye kaldırılmış, 1 Eylül'de yoğun bakıma alınmıştı. Bir süre hastanede tedavi gören sanatçı, bilincinin açık olduğu dönemde evine dönmek istediğini ailesine iletti. Doktorların değerlendirmesi ve ailesinin onayının ardından Olgun'un evinde gerekli tıbbi koşullar oluşturuldu.Sanatçının bakımına 24 saat hemşire gözetiminde devam edilirken Özlem Koldaş, sağlık durumunun kritik olduğunu açıklayarak sevenlerinden dua istemişti. Olgun'un sağlık durumu ekim ayında yeniden ağırlaştı. 6 Ekim'de hastaneye kaldırılan sanatçının 7 Ekim'de yoğun bakımda entübe edildiği bildirildi.ÖZLEM KOLDAŞ'IN DOKTOR İHMALİ İDDİASINA İLİŞKİN AÇIKLAMASININ TAM METNİÖzlem Koldaş, 15 Eylül 2026'da yaptığı Instagram paylaşımında Soner Olgun'un ilk diyabet belirtilerinden pankreas kanseri teşhisine kadar yaşanan süreci ayrıntılarıyla anlattı. Koldaş'ın sanatçı hayattayken yaptığı açıklamanın tam metni şöyle:“Buyurun, bir doktor ihmalinin bir insanın hayatına mal olduğunu okuyun… Size bugün Soner’in hastalık sürecini en başından anlatmak istiyorum. Çünkü yaşadıklarımızın içinde beni en çok yaralayan şeylerden biri, hastalığın kendisi kadar kaybettiğimize inandığım zaman oldu. Benim hayatımda iki çocuk var gibi hep söylerim: Biri kızım Elif, biri Soner.İkisini de gözüm gibi sakınırım. Soner’i özellikle sık sık doktor kontrolüne ve kan tahliline götürürdüm. Bir gün yine, ‘Hadi Sonerciğim, gel seni bir kan tahliline götüreyim’ dedim ve çok sevdiğim dahiliyeci arkadaşım Betül’e götürdüm. Tahlilleri yapıldı. O günkü sonuçlarda dikkat çekici bir sorun görülmediği söylendi. Aradan yalnızca üç ay geçti.Soner’de ağız kuruluğu, yoğun susuzluk, sık idrara çıkma ve halsizlik başladı. Ankara’ya konsere giderken yol boyunca üç-dört kez arabayı durdurup tuvalete girdiğini hatırlıyorum. Bir şeylerin normal olmadığını hissediyordum.Önce nörolojik bir problemden korktum. Çünkü o dönem çok sevdiğimiz Metin Uca’yı damar tıkanıklığı nedeniyle kaybetmiştik. Soner doktora gitmekten hiç hoşlanmadığı için, göz kontrolüne götürdüğüm sevgili arkadaşım Prof. Dr. Muhsin Eraslan’ın da yardımıyla onu neredeyse küçük bir oyunla nöroloğa götürdük.Beyin MR’ı ve damar görüntülemeleri yapıldı. Bize aktarıldığı kadarıyla bu incelemelerde önemli bir bulguya rastlanmadı. Soner bana dönüp, ‘Gördün mü, bir şeyim yok. İlla benden bir hastalık çıkaracaksın’ dedi.Ben de ona, ‘Hayır Sonerciğim. Şimdi endokrinolojiye gidiyoruz. Çünkü sende bir şey var ve ben bunu hissediyorum’ dedim. Endokrinolojiye gittik. O dönemde Prof. Dr. S.Ç. tarafından değerlendirildi. Açlık kan şekeri 580, HbA1c ise 16,1 çıktı. Doktor ailede diyabet olup olmadığını sordu. Vardı.Üstelik elimizde yalnızca üç ay önce yapılmış ve bu tabloyu göstermeyen kan tahlilleri de bulunuyordu. Soner’e insülin başlandı ve diyabet tanısıyla hayatımıza devam ettik. Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca Soner’in diyabet hastası olduğunu düşündük.Bugün dönüp baktığımda beni kahreden soru tam olarak burada başlıyor: Üç ay gibi kısa bir sürede ortaya çıkan bu kadar ağır bir diyabet tablosunun altında başka bir neden olup olmadığı o dönemde araştırılmış mıydı? Pankreasın değerlendirilmesi gerekli miydi? Bu soruların tıbbi açıdan uzmanlar tarafından incelenmesini istiyorum. Google’a kısa bir cümleyle ‘ani diyabet’ yazıldığında direkt pankreas kanseri belirtisi çıkıyor. O diplomasını bir tarafına sokmak istediğim profesör bunu bilemedi mi?Bugün geriye dönüp baktığımda, ani başlayan ve ağır seyreden diyabetin pankreas hastalıklarıyla ilişkili olup olamayacağının neden araştırılmadığını sorguluyorum. CA 19-9 gibi testlerin ve gerekli görülebilecek diğer değerlendirmelerin yapılıp yapılmaması gerektiği konusunda uzman görüşü alınmasını istiyorum.Ben hekim değilim. Bugün öğrendiklerimi o gün bilmiyordum. Ancak bugün, yeni başlayan veya hızla kötüleşen diyabetin bazı durumlarda pankreas hastalıkları açısından da değerlendirme gerektirebileceğini öğrenmiş bulunuyorum. Bunun Soner’in özel durumunda geçerli olup olmadığını elbette uzmanların değerlendirmesi gerekir. Keşke o gün birileri bize, ‘Bunu da araştıralım’ deseydi. Keşke…Çünkü yaklaşık bir buçuk yıl sonra Soner’in yüzü ve gözleri sararmaya başladı. Halsizleşti, iştahı kesildi, mide bulantıları başladı. Yine doktora gitmek istemedi.‘Bir mide bulantısı ilacı alırım, geçer’ dedi. Birkaç gün sonra yine elinden tutup götürdüm. Bu kez safra yollarında bir tıkanıklık olduğunu öğrendik. Taş olmasını diledik.Ama yapılan değerlendirmelerde bunun taş olmayabileceği, pankreasta bir kitle bulunduğu söylendi. Hastalığın pankreasla sınırlı olmadığı ve uzak yayılım bulunduğu da bize aktarıldı. O gün dünyamız değişti. Benim bugün hâlâ cevabını aradığım soru şu:Bir buçuk yıl önceki o ani ve çok ağır diyabet tablosu daha ayrıntılı araştırılsaydı, Soner’in hastalığı daha erken yakalanabilir miydi? Bunun cevabını tıbbi belgelerimizle, raporlarımızla ve gerektiğinde bağımsız uzman görüşleriyle arayacağız.Kimseyi sosyal medyada mahkûm etmek istemiyorum. Ancak yaşadığımız sürecin üzerinin örtülmesini de istemiyorum. Amacım herhangi bir kişi veya kurum hakkında kesin bir hüküm vermek değil; yaşadıklarımızın tıbbi açıdan incelenmesini ve sorularımızın yanıtlanmasını sağlamak.Ben bugün geçmişi değiştiremiyorum. Soner için kaybettiğimizi düşündüğüm zamanı geri alamıyorum. Ancak bundan sonra elimdeki bütün raporları, tahlilleri ve kayıtları ilgili uzmanlara ve gerekli mercilere sunacağım. Ben eski eşi olduğum için hukuki yetkimin bulunmadığı yerlerde kızları kendi haklarını kullanacak.Bunu intikam için değil, bir daha başka bir ailenin aynı soruları yıllar sonra sormaması için yapmak istiyorum. Ve Soner’e gelince… 21 yaşımdan beri hayatımda olan bir insanın yokluğuna nasıl alışılır, bilmiyorum.Belki de hiç alışılmaz. Ama onun için yapabileceğim son şeylerden biri, yaşadığımız bu hikâyeyi kendi deneyimimiz ve elimizdeki belgeler çerçevesinde anlatmak.Çünkü bazen insanın elinden zamanı geri almak gelmez. Ama yaşananların aydınlatılması için soru sormak, belgeleri paylaşmak ve bağımsız değerlendirme istemek gelir. Ve sen, Prof. Dr. S.Ç…Sen insan öldürüyorsun, bu işi bırak, o diplomanı bir tarafına sok! Evet, son dönemde herkese parasıyla diploma veriyorlar; bence sen de satın almış bile olabilirsin! Diyabetin pankreas kanseri belirtisi olduğunu bilmeyecek bir insan ancak diplomayı satın almış olabilir!İçimde de kalmasın. Hukuken bir cezası olmadığını öğrendiğim bu cümleyi senin için etmek istiyorum, Prof. Dr. S.Ç.: Allah belanı versin!”
YAZAR: HABER MERKEZİ
KAYNAK: (HABER MERKEZİ)