Bakan Uraloğlu, kentteki bir otelde düzenlenen "Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu"nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin denizlerle güçlü bağlarının bulunduğunu söyledi.Akdeniz havzasındaki ülkeler arasında denizin dilini en iyi anlayan, denizle aynı dili konuşan milletlerden biri olduklarını dile getiren Uraloğlu, denizlerin "Mavi Vatan" olarak görülmesinin bunun doğal sonucu olduğunu ifade etti.Uraloğlu, denizlerin ve kıyıların temizliğine, flora ve faunanın korunmasına ilişkin düzenlemelerin ve altyapı çalışmalarının önemine dikkati çekerek, ülkenin küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak adımlar atılırken çevrenin korunmasının da göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.Programın Trabzon'da düzenlenmesinin önemine değinen Uraloğlu, kentin, başta Karadeniz olmak üzere denizlerin nabzını tutmak açısından önemli bir konumda bulunduğunu dile getirdi.Abdulkadir Uraloğlu, denizlerin Trabzon için hem geçim kaynağı hem de iklim değişikliğinin etkilerinin yakından hissedildiği alanlardan biri olduğunu belirterek, "Kıyı erozyonu, deniz suyu sıcaklığının artışı, aşırı hava olayları ve ekosistem baskısı burada teorik bir konu değil, günlük hayatın tam ortasında bir parçasıdır." diye konuştu.İklim değişikliğinin günlük yaşamı doğrudan etkilediğine işaret eden Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:"Geçen haftalarda Nepal'de meydana gelen sel felaketinde de gördüğümüz üzere özellikle iklim değişikliği, günlük yaşantımızı etkiliyor ve çok büyük can kayıpları ve olumsuz ekonomik sonuçlara da yol açıyor.
Günümüzde bu değişim insan kaynaklı, fosil yakıtların kullanımı, orman yangınları, karbon ayak izi oranlarının yükselmesi ve aşırı tüketim alışkanlıkları gibi nedenlerle ilişkilendiriliyor.
Küresel üretim devam ettikçe ve enerji talebi arttıkça iklim değişikliğiyle ilgili hedefleri karşılamak için ülke yönetimlerinin ve iş dünyasının cesur ve koordineli olması gerekiyor."- "TÜM PROJELERDE ATIK YÖNETİMİNİ EN ÜST SEVİYEYE ÇIKARDIK"Uraloğlu, Bakanlık olarak tüm faaliyetlerde yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, ulaşımdan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması, düşük emisyonlu ulaşım türlerinin teşvik edilmesi ve bunları destekleyecek altyapının oluşturulmasına odaklandıklarını belirtti.Vizyonlarının Avrupa Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa İklim Yasası gibi Avrupa Birliği'nin temel yaklaşımlarıyla birçok ortak noktaya sahip olduğunu söyleyen Uraloğlu, tüm projelerde atık yönetimini en üst seviyeye çıkardıklarını aktardı.Bakan Uraloğlu, inşaat ve bakım süreçlerinde geri dönüşümlü malzeme kullanımını artırdıklarını, limanlar, havalimanları ve istasyonlarda sıfır atık uygulamalarını standart hale getirdiklerini ifade etti.Ulaştırmanın her modunda olduğu gibi denizcilikte de sera gazı emisyonlarının takibi ve azaltılmasına yönelik somut adımlar attıklarını anlatan Uraloğlu, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunmasının, Bakanlığın öncelikleri arasında bulunduğunu vurguladı.Uraloğlu, küresel yük taşımacılığının yüzde 88'inin, Türkiye'nin dış ticaretinin ise yüzde 85'inin deniz yoluyla gerçekleştirildiğini aktararak, Türkiye'nin denizcilik sektöründeki kapasitesine ilişkin bilgiler verdi.Türkiye'de 218 liman tesisi, 85 faal tersane ve 144 bini aşkın gemi insanı bulunduğunu kaydeden Uraloğlu, Türk sahipli ticaret filosunun dünyanın en büyük filolarından biri olduğuna dikkati çekti.- "YEŞİL LİMAN SERTİFİKA UYGULAMASI'NI HAYATA GEÇİRDİK"Uraloğlu, gemi inşa sanayisinin siparişlerde dünyada 7'nci, mega yatlarda 2'nci, gemi geri dönüşümünde ise Avrupa'da lider konumda bulunduğunu vurgulayarak, "Bu kapasiteyi yeşil ve akıllı lojistiğe dönüştürmek, kabotajın ikinci yüzyılını Türkiye Yüzyılı ile birleştirmek demektir.
Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, yeni nesil yakıtlar, enerji verimliliği, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunması Bakanlığımızın önceliklerindendir." dedi.Yeşil Liman Sertifika Uygulaması'nı hayata geçirdiklerini anımsatan Uraloğlu, yenilenebilir enerji kullanımını, liman ekipmanlarının elektrifikasyonunu, gemilere kıyıdan elektrik sağlanmasını, enerji verimliliğini ve sıfır atık uygulamalarını teşvik ettiklerini hatırlattı.Bu çalışmalarla gemilerin limanda bulunduğu sürede fosil yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları azaltmayı, düşük karbonlu liman altyapısını geliştirmeyi hedeflediklerini aktaran Uraloğlu, şu anda Yeşil Liman Sertifikası'na sahip 4 limanın bulunduğunu bildirdi.Mevzuat kapsamında yeni inşa edilecek veya mevcut alanını yüzde 25'ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerinin yeşil liman kriterlerine uygun hale getirilmesini zorunlu kıldıklarını kaydeden Uraloğlu, "Yani ülkemizde 2028 sonunda yeşil kruvaziyer limanı, 2030 yılında da yeşil konteyner limanını inşallah görmüş olacağız." ifadesini kullandı.Denizcilikte dekarbonizasyon ve yeşil deniz taşımacılığının desteklenmesine yönelik projeler kapsamında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasından hibe ve uzun vadeli uygun maliyetli kredi desteği almaya devam ettiklerini belirten Uraloğlu, sözlerini şöyle tamamladı:"Yakın zamanda iki limanımız buradan alacağı hibelerle limanlarına elektrik ikmal sistemi kuracaklar.
Tüm denizcilerimizi bu projedeki hibelerden yararlanmaya davet ediyorum.
Bakanımız Sayın Murat Kurum'un COP31 Başkanlığı döneminde Türkiye'nin üstlendiği ev sahipliği, denizcilik politikalarımızı küresel iklim müzakerelerinin uygulama zeminine taşımak için somut bir imkan sunmaktadır.
Trabzon'da gerçekleşen bu programın, Almanya Bonn'daki diyaloğun somut mesajlarını Antalya COP31'e taşıyan, uygulanabilir taahhütlere dönüştüren bir köprü olmasını temenni ediyorum."