reklam
Rize Haber Yemek Tarifleri
Rize
Açık
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize
00:00:00
İkindi vaktine kalan
Ara
Rize Haber, Rize Haberleri, Rizespor, Rizespor Haberleri, Rizede Haber, Karadeniz, 53,rize güncel haber SPOR Spor Analisti Bahadır Bulut: Türkiye Futbol Federasyonu Bakanlık Yapısına Entegre Olmalı

Spor Analisti Bahadır Bulut: Türkiye Futbol Federasyonu Bakanlık Yapısına Entegre Olmalı

Spor yorumcusu Bahadır Bulut: "TFF, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde, idari ve mali açıdan özerk bir federasyon olarak yeniden yapılandırılmalıdır." dedi.

Kaynak: BHA

Spor yorumcusu Bahadır Bulut,''TFF Bakanlık Bünyesine Geçmeli''  adlı yazısında şu ifadelere yer verdi:

''2025-2026 futbol sezonu, ne yazık ki sahadaki mücadeleden çok hakem kararları, tartışmalar ve adalet duygusunu zedeleyen gelişmelerle hatırlanacak. Her hafta aynı senaryoyu izledik; bir takımın emeği tartışmalı bir kararla gölgelenirken, diğer hafta benzer bir mağduriyeti başka bir kulüp yaşadı. Kazanan futbol olmadı, kaybeden ise Türk futbolunun itibarı oldu.

Aslında yaşananlar yeni değil. Geçmiş sezonlar da birbirinden farklı değildi. Federasyon başkanları değişti, yönetimler değişti, Merkez Hakem Kurulu defalarca yeniden oluşturuldu, hakemler görevden alındı, yeni sistemler denendi. Ancak değişmeyen tek şey, Türk futbolunun kronik yönetim sorunu oldu.

Bu yönetim anlayışının bedelini sadece liglerimizde değil, uluslararası arenada da ödüyoruz. Dünya Kupası'nda yıllardır istenilen başarıyı yakalayamamamız, hatta birçok organizasyona katılma hakkı dahi elde edemememiz; sorunun yalnızca futbolcularda veya teknik direktörlerde değil, futbolu yöneten sistemde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Güçlü futbol ülkeleri, başarılarını planlı ve liyakat esaslı yönetimlere borçluyken, biz hâlâ aynı yönetim tartışmalarını yaşamaya devam ediyoruz.

Yıllardır dile getirdiğim bir gerçeği tekrar etmek istiyorum:

"Kulüp başkanlarından federasyon başkanı olmamalıdır."
Çünkü kulüp yöneticiliği ile Türk futbolunun tamamını temsil edecek tarafsız bir federasyon başkanlığı aynı anlayışla yürütülemez. Federasyonun temel görevi; hiçbir kulübe yakın ya da uzak olmadan adaletin, eşitliğin ve güvenin teminatı olmaktır.

Bugün gelinen noktada kamuoyunda oluşan algı daha da endişe vericidir. Federasyonda liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin ön plana çıktığı, önemli görevlerin ehliyet ve tecrübe yerine akrabalık veya kişisel bağlarla şekillendiği yönündeki eleştiriler her geçen gün artmaktadır. Bu algının oluşması bile Türk futbolunun güvenilirliğini zedelemektedir. Futbolun en büyük sermayesi güvendir; güven kaybolduğunda geriye sadece tartışmalar kalır.

Türk futbolunun en büyük ihtiyacı; şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakattir. Hakemlerin performansının objektif kriterlerle değerlendirildiği, yöneticilerin kamuoyuna hesap verdiği ve hiçbir kulübün kendisini ayrıcalıklı ya da mağdur hissetmediği bir sistem kurulmadıkça bu tartışmalar sona ermeyecektir.

İşte tam da bu noktada artık cesur ve yapısal bir reform kaçınılmazdır. Benim görüşüme göre bunun tek yolu, Türkiye Futbol Federasyonu'nun Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesine alınarak yeniden yapılandırılmasıdır. TFF, Bakanlık çatısı altında faaliyet gösteren federasyon olarak konumlandırılmalı; mali, idari ve sportif denetimi daha güçlü bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Bu model, federasyonun günlük çekişmelerden uzak, kamu adına daha güçlü denetlenen, hesap verebilir ve liyakat esasına göre yönetilen bir yapıya dönüşmesini sağlayacaktır. Amaç, futbolun güvenilirliğini ve kurumsal itibarını yeniden inşa etmektir.

Türk futbolu; kişilere göre değil, kurallara göre yönetildiği gün yeniden güven kazanacaktır. Adaletin olmadığı yerde rekabet olmaz, rekabetin olmadığı yerde başarı olmaz. Avrupa'da saygınlık kazanmak, milli takımımızın ve kulüplerimizin sürdürülebilir başarı elde etmesi ancak güçlü kurumlarla mümkündür.

Bugün yapılması gereken; günü kurtaran tartışmalar değil, geleceği kurtaracak yapısal reformlardır. Türkiye Futbol Federasyonu'nun Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde idari ve mali açıdan özerk bir federasyon olarak yeniden yapılandırılması, Türk futbolunun kaybettiği güveni yeniden kazanması adına atılacak en önemli adımlardan biri olacaktır.

Çünkü Türk futbolunun artık yeni isimlere değil, yeni bir sisteme ihtiyacı vardır.''