Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TTSO) medikal sektöründe faaliyet gösteren firmaların yer aldığı 18. Meslek Komitesi Meclis Üyesi Özgür Kolamuç, sağlık sektörünün mevcut durumu, medikal alanın karşı karşıya olduğu sorunlar ve sektörün geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Kolamuç, medikal sektörün yalnızca ticari bir alan olmadığını belirterek, artık stratejik güvenlik meselesi haline geldiğini ifade etti.
“Sağlık sistemi görünmeyen paydaşlarla ayakta duruyor”
Sağlık sisteminin yalnızca hastaneler ve doktorlardan oluşmadığını vurgulayan Kolamuç, medikal sektörün sağlık sisteminin görünmeyen ancak hayati parçalarından biri olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin sorunsuz şekilde ilerleyebilmesi için medikal sektörün kritik rol üstlendiğini belirten Kolamuç, sistemin sağlıklı işlemesinde görünmeyen paydaşların büyük önem taşıdığını dile getirdi.
“Dünya artık yapay zekâ ve dijital sağlığı yaşıyor”
Dünyada sağlık alanında büyük bir dönüşüm yaşandığını kaydeden Kolamuç, yapay zekâ, robotik cerrahi ve dijital sağlık uygulamalarının artık geleceğin hedefi değil, günümüzün gerçeği olduğunu söyledi. Telesağlık sistemleri, veri analizi ve dijital takip uygulamalarının sağlık sektöründe aktif olarak kullanıldığını ifade eden Kolamuç, küresel sağlık sisteminin teknoloji odaklı bir yapıya dönüştüğünü belirtti.
“Trabzon bölgesel sağlık üssü olabilir”
Trabzon’un sağlık alanında stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Kolamuç, şehrin bölgesel sağlık merkezi olma potansiyeline dikkat çekti. Trabzon’un gelişmiş sağlık altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve stratejik konumuyla Gürcistan, Azerbaycan ve Özbekistan gibi ülkelere hizmet verebilecek bir merkez olabileceğini ifade eden Kolamuç, doğru planlamalarla Trabzon’un bölgesel sağlık üssüne dönüşebileceğini söyledi.
“Pandemi bize medikal sektörün önemini gösterdi”
Pandemi ve deprem süreçlerinde medikal sektörün ne kadar kritik bir alan olduğunun daha net görüldüğünü belirten Kolamuç, üretimden tedarik zincirine kadar tüm sistemin hayati öneme sahip olduğunu kaydetti. Tedarik zincirinde yaşanan aksaklıkların sağlık sisteminde büyük sorunlara yol açtığını ifade eden Kolamuç, medikal sektörün toplum sağlığı açısından vazgeçilmez bir alan olduğunu söyledi.

“En büyük sorun finansal yük ve uzun ödeme vadeleri”
Sektörün en büyük problemlerinden birinin finansal yükler olduğunu dile getiren Kolamuç, özellikle kamu ve üniversite hastanelerindeki uzun ödeme vadelerinin firmaları zor durumda bıraktığını ifade etti. Üniversite hastanelerinde ödeme sürelerinin 15-16 aya kadar uzadığını belirten Kolamuç, bu durumun özellikle KOBİ’ler üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturduğunu söyledi.
“Denetimsiz internet satışları halk sağlığını tehdit ediyor”
Denetimsiz internet satışlarının hem kayıtlı firmalar açısından haksız rekabet oluşturduğunu hem de halk sağlığını tehdit ettiğini vurgulayan Kolamuç, medikal ürünlerin standart tüketim ürünleri olmadığını belirtti. Bu ürünlerin satışında eğitimli personel, teknik servis ve saha desteğinin zorunlu olduğunu ifade eden Kolamuç, kontrolsüz satışların ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.
“Yerli üretim söylemle değil politikayla desteklenmeli”
Yerli üretimin gerçek anlamda desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kolamuç, özellikle enerji maliyetleri, ham madde giderleri ve vergi yüklerinin üreticileri zorladığını söyledi. Yerli üretimin yalnızca söylemle değil, teşvik ve vergi politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini belirten Kolamuç, sektörün çok sayıda bakanlık ve kurumla muhatap olmasının da bürokratik yük oluşturduğunu kaydetti.
“Kamu alımlarında yerli üreticinin önü açılmalı”
Kamu alımlarında yerli üreticilere daha fazla destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Kolamuç, medikal sektörün gelecekte stratejik güvenlik alanlarından biri haline geleceğini söyledi. Üniversite-sanayi-kamu iş birliğinin önemine dikkat çeken Kolamuç, Ar-Ge çalışmalarının ticari ürüne dönüşmesi gerektiğini ifade etti.
“Türkiye medikal ihracatta özel yapılanmaya gitmeli”
Türkiye’nin medikal sektörde yalnızca iç pazara yönelik değil, ihracat odaklı bir yapılanmaya gitmesi gerektiğini belirten Kolamuç, MDR ve FDA gibi uluslararası standartların önemine dikkat çekti. Türkiye’nin lojistik avantajı ve insan kaynağıyla küresel rekabette önemli bir konuma ulaşabileceğini söyledi.
“Yapay zekâ destekli sağlık sistemine geçmek zorundayız”
Sağlık teknolojilerinde yapay zekâ destekli sistemlerin artık kaçınılmaz hale geldiğini ifade eden Kolamuç, veri yönetimi ve dijital sağlık altyapılarının sektörün merkezine yerleştiğini belirtti. Üniversitelerde biyomedikal mühendisliği, yazılım ve yapay zekâ çalışmalarına daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyleyen Kolamuç, Türkiye’nin yalnızca üretimle değil teknolojiyle de rekabet etmek zorunda olduğunu ifade etti.
“Türkiye küresel güç olabilir”
Güçlü bir sağlık sisteminin ancak yerli üretim ve sürdürülebilir finansmanla mümkün olacağını belirten Kolamuç, Türkiye’nin sağlık alanında harcadığı kaynakları kendi üretimiyle ülke içinde tutabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. Doğru destek mekanizmalarıyla Türkiye’nin medikal sektörde küresel bir güç haline gelebileceğine inandığını ifade etti.