Rize Haber Yemek Tarifleri
Rize
Parçalı bulutlu
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize
00:00:00
İkindi vaktine kalan
Ara

"Akrabalar Neden Teşekkür Etmiyor? İyilik mi Yoksa Lütuf mu?"

Arkadaşımızı seçeriz; dolayısıyla ona yaptığımız her şey ekstra bir 'lütuf' sayılır. Ancak akrabalıkta kan bağı, zımni bir sözleşme gibi algılanır. Pek çok aile kültüründe 'Biz bir aileyiz, elbette yapacağız' anlayışı, bireysel sınırları ortadan kaldırır. Bu anlayış bir noktadan sonra tehlikeli bir beklentiye dönüşür: İyilik, görevleşir. Peki, teşekkür" Akrabalar neden zor teşekkür eder ya da kimler böyle yapar, bunu hiç düşündünüz mü"

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)

Hayatta birine yardım ettiğimizde, onun yüzünde beliren o içten tebessüm ya da dudaklarından dökülen samimi bir "Çok teşekkür ederim, iyi ki varsın" sözü, yaptığımız işin en tatlı karşılığıdır.

Arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde bu denge neredeyse kendiliğinden kurulur.

Bir dostunuza el uzattığınızda mahcubiyetle karışık bir minnet görürsünüz; çünkü orada her iyilik, tercihen yapılmış bağımsız bir jesttir.

Peki, ama sıra akrabalık bağlarına geldiğinde bu denklem neden bir anda bozulur" Akrabalar neden teşekkür etmez ya da neden zor teşekkür eder"

Çoğumuzun hayatında en az bir kez tecrübe ettiği o tanıdık his vardır: Bir akrabanızın müşkülünü çözer, zamanınızdan veya imkânınızdan feragat edersiniz ama karşınızda teşekkür etmekte zorlanan, hatta bunu son derece sıradan bir durummuş gibi karşılayan birini bulursunuz.

O an zihninizden şu soru geçer: "Ben az önce bir iyilik mi yaptım, yoksa mecburi bir görevi mi yerine getirdim""

"Akraba Dediğin Yapar" İllüzyonu

Bu durumun temelinde, toplumsal genetiğimize işlemiş olan rol ve sorumluluk karmaşası yatar.

Akrabalık, doğumla gelen ve sınırları çoğu zaman muğlak olan bir yapıdır.

Arkadaşımızı seçeriz; dolayısıyla ona yaptığımız her şey ekstra bir "lütuf" sayılır.

Ancak akrabalıkta kan bağı, zımni bir sözleşme gibi algılanır.

Pek çok aile kültüründe "Biz bir aileyiz, elbette yapacağız" anlayışı, bireysel sınırları ortadan kaldırır.

Bu anlayış bir noktadan sonra tehlikeli bir beklentiye dönüşür: İyilik, görevleşir.

Siz zamanınızı, enerjinizi veya imkânınızı kendi rızanızla sunarsınız; karşı taraf ise bunu sizin kan bağınızdan doğan "Doğal bir yükümlülüğünüz" olarak kodlar.

Zihninde "Zaten yapması gerekiyordu, teşekkür etmeye ne gerek var"" düşüncesi yattığı için, teşekkür etmek ya hiç akla gelmez ya da zoraki bir formaliteye dönüşür.

İyilik ile Sorumluluk Birbirine Karışınca...

İlişkilerde sorumluluk ile iyiliği birbirine karıştırmak, duygusal yıpranmanın en kestirme yoludur.

Sorumluluk; ebeveynin çocuğuna bakması, eşlerin birbirine sadakati veya bakıma muhtaç bir aile büyüğüne destek olmak gibi ahlaki ve vicdani yükümlülüklerdir.

İyilik ise; kişinin kendi özgür iradesiyle, vermek zorunda olmadığı bir kaynağı (zaman, emek, para) başkası için cömertçe kullanmasıdır.

Akrabalık ilişkilerinde bu çizgi flulaştığında, veren taraf zamanla kullanılmışlık hissi yaşar.

İyilik yaptıkça takdir görmeyen insan, bir süre sonra duygusal olarak geri çekilir.

Karşı taraf ise beklentisi karşılanmadığında öfkelenir.

Yani teşekkür esirgenen her iyilik, uzun vadede ilişkinin maya tutmasını engeller.

Doğal Hak Görme Yanılgısını Nasıl Kırarız"

"Kan bağı var" diye kimse kimsenin hayatını kolaylaştırmak zorunluluğunda değildir.

Yardım etmek bir erdemdir; fakat bu erdemin bir "iç borç" veya "mecburiyet" gibi algılanmasına izin vermemek de yine kendi elimizdedir.

Akraba ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtmak için şu üç noktayı hatırlamak gerekir:

Sınırları Belirlemek: Bir akrabaya yardım ederken bunu bir görev bilinciyle değil, kendi arzumuzla yaptığımızı hissettirmek önemlidir. "Sırf akrabayım diye yapmak zorundayım" düşüncesini öncelikle kendi zihnimizden silmeliyiz.

Beklentisiz İyilik ve Gerçekçi Beklenti: Karşı tarafın teşekkür etme olgunluğuna sahip olup olmadığını analiz etmek gerekir.

Teşekkür etmeyi "görev teslimi" sayan insanlara sürekli iyilik taşıyıp sonra kırılmak, kendimize yaptığımız bir haksızlıktır.

Net İletişim: İyilik ile görevin karıştığı anlarda, kendi sınırımızı nazikçe hatırlatmak hürmetsizlik değildir.

Nihayetinde teşekkür etmek, basit bir nezaket kuralından çok daha fazlasıdır; karşıdakinin emeğini, varlığını ve özgür iradesini tanımaktır.

Bir akrabanın size yaptığı yardıma teşekkür edebilmek, ona "Sen bunu yapmak zorunda değildin ama benim için yaptın" demektir.

Akrabalığı vicdani bir ipoteğe dönüştürmemek; kan bağının arkasına sığınmadan, tıpkı bir dostumuza gösterdiğimiz kadirşinaslığı kendi ailemize de gösterebilmek dileğiyle...Kişilik testi: Paranı kullanırken zekan nasıl çalışıyor" Resimde ilk ne gördün söyle, öğrenNeden insanları sevemiyorsun" Kişilik testi: Seçtiğin ev duygularını açıklıyorKişilik testi: Hırslı mısın kıskanç mı ortaya çıkıyor!

Resimde ilk ne gördün"