Ekrem Abi Site matbahis giriş
Rize
Parçalı az bulutlu
28°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize
00:00:00
İkindi vaktine kalan
Ara

Ankara kazandı, Tel Aviv kaybetti! Suriye'de Türkiye'nin dediği oldu

ABD'nin Suriye'yi “Terörü Destekleyen Ülkeler” listesinden çıkarması ve SDG'nin feshi, bölgedeki dengeler açısından yeni bir dönemin işareti olarak değerlendirildi. Uzmanlara göre gelişmeler Şam ve Ankara'nın elini güçlendirirken, Tel Aviv'in Suriye sahasındaki hedefleri açısından ise dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde Türkiye, ABD ve bölge ülkelerinin desteğiyle Suriye'nin yeniden imarı ve Süveyda'daki ayrılıkçı Dürzi yapılanmasına ilişkin önemli adımların atılabileceği belirtiliyor.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)

Türkiye Araştırmaları Vakfında Araştırmacı Ahmet Arda Şensoy, Suriye'nin, ABD tarafından "Terörü Destekleyen Ülkeler" listesinden çıkarılmasının ve SDG'nin feshedilmesinin ne anlama geldiğini değerlendiren bir analiz kaleme aldı.ABD Başkanı Donald Trump'ın 36.

NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmesinin ardından aldığı Suriye'yi Teröre Destek Veren Ülkeler listesinden çıkarma kararı, 45 günlük kongre itiraz süresinin dolması sonrası ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun imzasıyla yürürlüğe girdi.

Esed rejiminin devrildiği Aralık 2024 sonrasında diplomatik ve ekonomik alanda dünyaya entegre olmak için çok büyük adımlar atan ve başarılar kazanan Şam yönetimi için ABD'nin aldığı bu son karar büyük bir zafer anlamına geliyor. Öte yandan İsrail'in İdlib yakınlarındaki Ebu Zuhur Üssü'ne saldırısı ise yeni dönemde ülkenin yeniden inşası ve iç savaşın yaralarını sarma konusunda en büyük tehdidin İsrail olduğunu bir kez daha teyit etti.

Bir taraftan da örgüt elebaşlarından Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, 25 Ağustos akşamı SDG'nin feshedildiğini ilan ederek entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı.Tüm bu gelişmeler ve özellikle Suriye'nin ABD tarafından "terörü destekleyen ülkeler" listesinden çıkarılması, yalnızca bir yaptırımları kaldırma imzası olmaktan öte Suriye'nin Esed sonrası dönemde yeni bir bölgesel düzenin parçası olma açısından büyük bir ivme kazandığını gösteriyor.ABD'nin Suriye'yi "Teröre Destek Veren Ülkeler" listesinden çıkarması, 1979'dan beri devam eden bir statünün sona ermesi anlamına geliyor.

Bu karar, Şam'ın ABD açısından artık devlet destekli terörizmin parçası olarak sınıflandırılmadığını ortaya koyarken, özellikle finansal işlemler, uluslararası bankacılık, yatırım ve ekonomik ilişkiler bakımından Suriye'nin önündeki önemli bir hukuki ve siyasi engeli ortadan kaldırıyor.

Suriye'nin "Teröre Destek Veren Ülkeler" listesinden çıkarılması, ekonomik sonuçlarından önce politik ve diplomatik bir zafer olarak okunmalıdır.

Listenin diğer üyeleri olan Küba, İran ve Kuzey Kore düşünüldüğünde ve Suriye'nin listede en uzun süre kalan ülke olduğu göz önüne alındığında kararın önemi daha net anlaşılabilir.

Dolayısıyla bu listede olmak ekonomik yaptırımlardan da önce ABD'nin o ülkeyi uluslararası sistemde nasıl konumlandırdığını görmek açısından değerli.

Dolayısıyla Suriye'nin listeden çıkarılması, Trump yönetiminin Şam'la nasıl bir ilişki kurmak istediğinin ilanı niteliğinde.EKONOMİK SONUÇLARISuriye açısından kararın ikinci ve belki de en somut boyutu ekonomik.

ABD'nin "Teröre Destek Veren Ülkeler" listesinden çıkarma kararı, daha önce kaldırılan yaptırımların ekonomik anlam kazanabilmesi için gerekli son büyük adımlardan birini oluşturuyor. Çünkü özel sektörün ve uluslararası sermayenin Suriye'ye girmesinin önündeki hukuki ve finansal belirsizliklerin önemli bir bölümü artık ortadan kalkmış durumda. Özellikle bankacılık işlemleri ve küresel finans sistemiyle yeniden bütünleşme açısından Suriye için yeni bir dönem başlıyor.

Suriye'nin yeniden inşası için yaklaşık 260 milyar dolara ihtiyaç duyulması, bu kararı, hem mevcut yatırım anlaşmalarının hayata geçirilip yenilerinin hız kazanması hem de ekonominin toparlanarak iç savaşın izlerinin silinmesi açısından kritik kılıyor.

Ancak yaptırımların kaldırılmasının otomatik olarak yatırımın ülkeye girişi anlamına gelmeyeceği unutulmamalı. Özellikle bankacılık, finans ve dış yatırım gibi konularda yapılacak hukuki düzenlemelerle bu sürecin sağlıklı bir zemine oturtulması gerekiyor.Karar ayrıca ABD'nin Suriye'ye yönelik sivil yardımlarını, askeri satışlarını ve çift kullanımlı teknolojilerin transferini sınırlayan önemli engellerin de ortadan kalkması anlamına geliyor.

Daha da önemlisi, Washington'ın Suriye'ye askeri yardım sağlamasının veya gelecekte bir askeri anlaşma imzalamasının önündeki temel hukuki engellerden biri ortadan kalkmış oluyor.

Bu durum, kararın ekonomik olduğu kadar güvenlik ve savunma alanında da Şam'ın uluslararası sisteme entegrasyonu açısından yeni bir kapı açtığını gösteriyor.YEREL VE BÖLGESEL BAĞLAMKararın yürürlüğe girdiği günlerde Suriye'nin içinde ve çevresinde yaşanan gelişmeler, bunun aynı zamanda ülkenin geleceğine ilişkin daha büyük bir mücadelenin parçası olduğunu gösteriyor. İsrail'in Ebu Zuhur Üssü'ne saldırısı, Suriye'nin diplomatik entegrasyonunu ve yeniden inşa sürecini baltalayabilecek güvenlik risklerinin hala devam ettiğini ortaya koyarken, ABD Kongresi'nin 45 günlük itiraz süresinde karara yönelik hiçbir itirazda bulunmaması ise Washington'daki siyasi dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. İsrail yanlısı çevrelerin etkisinin bulunduğu Kongre'de dahi Trump yönetiminin Suriye politikasına açık bir siyasi direnç oluşmadığını gösteriyor. Özellikle bir ara seçim sürecinde olan kongre üyelerinin Trump'ın aldığı kararla çelişmek ve açıktan karşı çıkmaktan çekindikleri söylenebilir.SDG'NİN FESİH KARARIBu gelişmelerin yerel ayağında ise SDG'nin fesih kararı bulunuyor. Şam yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme çabaları karşısında, ABD'nin Suriye politikasındaki değişim SDG açısından da yeni bir denklem yarattı.

Washington'ın Suriye merkezi hükümetiyle çalışmayı tercih ettiği bir denklemde, Fırat'ın doğusundaki işgal alanlarını da yitiren örgütün bağımsız bir siyasi-askeri yapı olarak varlığını sürdürebilmesi artık imkansızdı.Bu da Abdi'nin dün örgütün feshedildiğini ilan etmesiyle bir sona kavuşmuş oldu.

Böylece Suriye'nin üniter devlet yapısının önündeki en büyük tehditlerden biri olan SDG sorunu büyük oranda çözülmüş olurken İsrail'in istikrarsız bir Suriye hayali doğrultusunda terör örgütünü işlevsel hale getirebilme ihtimali de büyük ölçüde ortadan kaldırılmış oldu.Yine de İsrail'in Suriye'nin güneyine yönelik işgal ve saldırı hamlelerinin devam ettiği düşünüldüğünde riskler canlılığını koruyor.

Aynı gün İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın işgal altındaki Şeyh Dağı'na gitmesi, Süveyda'daki ayrılıkçı Dürzi çevrelerin protestoları ve Hikmet el-Hicri'nin İsrail'in "ayrılmaz bir parçası" olduklarına ilişkin açıklaması, Suriye'nin önündeki meselenin yalnızca ekonomik bir yeniden yapılanmadan ibaret olmadığını gösteriyor.TÜRKİYE İÇİN ZAFER, İSRAİL İÇİN YENİLGİKararın Türkiye açısından da ayrı bir anlamı var.

ABD'nin Suriye politikasındaki dönüşüm Ankara'nın Suriye ve bölge vizyonuyla önemli ölçüde örtüşüyor.

Kararın NATO Zirvesi için Ankara'da bulunan Trump ile Şara arasındaki görüşmenin ardından gelmesi de sembolik açıdan dikkat çekici.

Washington'ın Suriye'yi yeniden uluslararası sisteme kazandırma politikası, Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruyan, merkezi devlet yapısını güçlendiren ve ekonomik olarak yeniden ayağa kaldırma hedefleriyle paralellik gösteriyor.Ebu Zuhur saldırısına yönelik tepkiler ABD'nin bölge vizyonunda Suriye'ye yüklediği anlamla İsrail'in yaklaşımının birbirinden giderek ayrıştığını gösteriyor. İsrail'in geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca yaptırımların kaldırılmasının belirli şartlara bağlanması yönündeki taleplerine rağmen Washington'ın Şam lehine adımlar atmaya devam etmesi, Sezar yasasının kaldırılması ve son olarak bu karar, Washington'ın Şam'la yeni bir ilişki kurma konusunda stratejik bir tercih yaptığını ve bu kararına yönelik İsrail etkisini sınırlandırdığını açık bir şekilde gösteriyor.

Nitekim ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın İsrail'in Ebu Zuhur saldırısına yönelik eleştirel tutumu ve özellikle saldırının Türkiye'yle çatışma riskini artırdığı vurgusu İsrail ve Netanyahu yönetimine karşı açıktan bir pozisyon alma olarak okunabilir.Sonuç olarak, ABD'nin Suriye'ye yönelik son yaptırımları kaldırması Şam ve Ankara için yeni bir başarı anlamını taşırken Tel Aviv için ise bir kez daha Suriye sahasında istediğini elde edemediği şeklinde yorumlanabilir.

Yakın gelecekte de Türkiye, ABD ve bölge ülkelerinden gelecek diplomatik, ekonomik ve muhtemel askeri destekle ülkenin yeniden inşası ve özellikle Süveyda'daki ayrılıkçı Dürzi meselesinde önemli adımların atıldığını görebiliriz.SDG kendini feshetti!

AK Parti Sözcüsü Çelik: Önemli bir eşik geçilmiş olduYPG defterinin kapanması dünyada yankılandı: Fesih "dalga etkisi" oluşturacakTerör örgütü SDG/YPG feshedildi