Rize Haber Yemek Tarifleri
Rize
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize
00:00:00
Akşam vaktine kalan
Ara
Rize Haber, Rize Haberleri, Rizespor, Rizespor Haberleri, Rizede Haber, Karadeniz, 53,rize güncel haber GÜNCEL Cihat Yaycı’dan Sümela açıklaması: "Turizm geliri hesabına kurban edilemez"

Cihat Yaycı’dan Sümela açıklaması: "Turizm geliri hesabına kurban edilemez"

Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Sümela Manastırı’ndaki ayin ile ilgili, "Sümela, Türkiye Cumhuriyeti topraklarındadır. Trabzon, Türk yurdudur" ifadelerini kullandı.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)

Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof.

Dr.Cihat Yaycı, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Karadeniz Bölge Temsilcisi Metin İnan’ın Sümela Manastırı’ndaki ayinlerle ilgili açıklamalarına cevap verdi.

Yaycı, Sümela Manastırı ile Mekke’nin kıyaslanmasına tepki göstererek, konunun yalnızca turizm geliri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. "SÜMELA’YI MEKKE İLE KIYASLAMAK NASIL BİR AKIL TUTULMASIDIR?" Cihat Yaycı, Metin İnan’ın Sümela’daki ayinleri savunurken Mekke örneğini vermesini eleştirdi.

Yaycı açıklamasında, "Mekke ile Sümela’yı hangi tarihî, dinî veya sosyolojik ölçüyle birbirine benzetiyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

Mekke’nin İslam dünyasındaki yerinin farklı olduğunu belirten Yaycı, Sümela Manastırı ile bu kapsamda bir kıyaslama yapılamayacağını ifade etti. "SÜMELA’NIN ETRAFINDA YAŞAYAN ORTODOKS CEMAAT NEREDE?" Sümela Manastırı çevresindeki yerleşik Ortodoks cemaat konusuna da değinen Yaycı, ayinlerin yerel bir dinî ihtiyaca mı yoksa farklı bir amaca mı hizmet ettiğinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Yaycı, "Bu ayin kimin günlük dinî ihtiyacını karşılamak için yapılıyor?" sorusunu yöneltti.

Sümela’daki organizasyonların farklı ülkelerden katılımlarla gerçekleştirildiğini belirten Yaycı, bu durumun siyasi ve sembolik yönlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu. "HER ŞEY PARA MIDIR?" Açıklamasında turizm gelirlerinin tek ölçüt olarak alınmaması gerektiğini vurgulayan Yaycı, devlet yönetiminin daha geniş bir bakış açısıyla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Yaycı, "Bir faaliyetin bölgeye para bırakması, onun Türkiye’nin millî çıkarlarına uygun olduğunun delili olabilir mi?" dedi.

Devletin yalnızca turist sayısı ve ekonomik getiriyi değil, tarihî anlatılar ve uzun vadeli sonuçları da dikkate alması gerektiğini belirten Yaycı, "Devlet yönetmek ile turistik tesis işletmek arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar." ifadelerini kullandı. "MİLLÎ HASSASİYETLERİMİZİ PARAYLA ÖLÇMEYİN" Trabzon’un turizm gelirlerinin artmasının önemli olduğunu belirten Yaycı, bunun tarihî ve millî hassasiyetlerin önüne geçmemesi gerektiğini söyledi.

Yaycı, "Trabzon’un kazanacağı birkaç günlük turizm geliri üzerinden Türkiye’nin tarihî ve millî hassasiyetlerini tartışmaya açamazsınız." ifadelerini kullandı.

Açıklamasında din ve vicdan özgürlüğüne karşı olunmadığını da belirten Yaycı, dinî faaliyetlerin siyasi sembollere dönüştürülüp dönüştürülmediğinin sorgulanmasının doğal olduğunu kaydetti. "SÜMELA TÜRKİYE CUMHURİYETİ TOPRAKLARINDADIR" Yaycı, açıklamasının sonunda Sümela Manastırı’nın Türkiye’nin egemenlik alanında bulunduğunu vurguladı.

Yaycı, "Sümela Türkiye Cumhuriyeti topraklarındadır.

Trabzon Türk yurdudur.

Ve Türkiye’nin tarihi, egemenliği ve millî hassasiyetleri geleceği de belli olmayan turizm geliri hesabına kurban edilemez." ifadelerine yer verdi.

Ayrıca Yaycı, Sümela’daki ayinlerin yalnızca dinî bir tören olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bazı çevreler tarafından farklı tarihî ve siyasi anlamlarla ele alınabildiğini savundu.