Rize
Kapalı
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize
00:00:00
Akşam vaktine kalan
Ara

Gazzeli tıp öğrencisi Türkiye'de doktor oldu

Gazze'de savaş koşulları altında çadır kentlerde gönüllü olarak sağlık hizmeti sunan tıp öğrencisi Hasan Saka, intörnlük eğitimini Türkiye'de tamamlayarak diplomasını aldı. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde "Gazze'de Üniversite Olmak" etkinliğinde konuşan Saka, uzmanlık eğitimini bitirdikten sonra memleketine dönerek sağlık alanında hizmet verme amacında olduğunu ifade etti.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)

Gazze'de tıp eğitimi görürken savaşın başlamasıyla acil servislerde ve sığındığı çadır kentte mahsur kalan hastalara gönüllü sağlık hizmeti veren Hasan Saka, eğitimini Türkiye'de tamamlayarak hekim oldu. 16 öğrenciyle birlikte İstanbul'a gelen ve intörnlük sürecini tamamlayarak hekimlik diplomasını alan Saka, Gazze'de savaş sırasında yaşadıklarını İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde (İZÜ) düzenlenen "Gazze'de Üniversite Olmak" programında paylaştı. Çadırlarda imkânsızlıklar içinde yaralılara müdahale ettiğini belirten Saka, "İnsanlar bana 'Doktor, bize bakar mısın"' diyordu.

Henüz öğrenciydim ama başka çareleri yoktu.

Ağlamaya bile vaktimiz olmadan aralıksız çalıştık" dedi.

Saka, Türkiye'de uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra Gazze'ye dönerek halkına hizmet etmeye devam etmek istediğini ifade etti.

SAVAŞIN EĞİTİME VE TOPLUMA ETKİLERİ MASAYA YATIRILDI

Savaşın Gazze'de eğitim, sağlık ve adalet sistemleri üzerindeki yıkıcı etkilerinin tüm boyutlarıyla ele alındığı programa akademisyenler, uzmanlar ve öğrenciler katıldı.

Konuşmacılar, Gazze'deki eğitim altyapısının karşı karşıya kaldığı büyük yıkıma dikkat çekerken, eğitimin sürdürülmesinin toplumun geleceği açısından taşıdığı hayati önemi vurguladı.

BOŞNAK: "BATILI LİDERLERİN SİYONİZM ÇIKIŞLARI SUÇTUR"

İZÜ İngilizce Öğretmenliği Bölüm Başkanı Prof.

Dr.

Metin Boşnak, Batılı liderlerin siyonizm açıklamalarını ve "Hristiyan Siyonizmi" kavramını değerlendirdi.

Bazı Batılı liderlerin kendilerini Siyonist olarak tanımlamasının kendi ülkelerinin vatandaşlık ve anayasal yükümlülükleri açısından sorgulanması gerektiğini ifade eden Boşnak, Siyonizmin ırk üstünlüğü iddiasına dayandığını dile getirdi.

Tevrat tercümelerinin tahrif edilerek Siyonizmin tartışma dışı bırakılmak istendiğini belirten Boşnak, "Yahudi dini metinlerinde Hz. İsa ve Hz.

Meryem'e yönelik ağır hakaretler yer alırken, milyonlarca Hristiyanın Siyonizmi benimsemesi tarihi bir tezattır.

Söz konusu çelişkinin anlaşılması için Diyanet İşleri Başkanlığı temel Yahudi metinlerini Batı dillerine çevirerek yayımlamalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

JADALLAH: "EĞİTİM VE ADALET SİSTEMİ KASITLI OLARAK HEDEF ALINIYOR"

Uluslararası İnsancıl Hukuk Uzmanı Nermin T. M. Jadallah, Gazze'de yaşanan yıkımın eğitim ve yargı mekanizmaları üzerindeki etkilerini ele aldı.

Sürecin 7 Ekim 2023 ile sınırlı olmadığını, 1948'den beri devam eden sistematik bir politikanın parçası olduğunu belirten Jadallah, Gazze'deki okulların yaklaşık yüzde 95'inin, 400'den fazla okulun ve üniversitelere ait 64 binanın tamamen yıkıldığını ya da ağır hasar gördüğünü aktardı.

Saldırılarda 25 bini aşkın öğrenci ile 2 binden fazla öğretmen ve akademisyenin hayatını kaybettiğini hatırlatan Jadallah, yaklaşık iki yıldır örgün veya uzaktan eğitim yapılamadığını söyledi.

Aralık 2023'te Adalet Sarayı'nın bombalanması ve adli arşivlerin yüzde 90'ının yok edilmesinin özellikle kadın ve çocukların velayet, nafaka ve miras haklarının takibini zorlaştırdığını kaydeden Jadallah, okulların ve mahkemelerin hedef alınmasının toplumun hafızası, geleceği ve adalete erişimi açısından telafisi güç sonuçlar doğurduğunu belirtti.

EBU CEZAR: "EĞİTİM YALNIZCA BİLGİ AKTARIMI DEĞİL"

Ağır yıkım ve abluka koşullarına rağmen çadır sınıflarda yerel inisiyatiflerle sürdürülen eğitim faaliyetlerine değinen Dr.

Hibe Ebu Cezar ise eğitimin çocuklar üzerindeki psikolojik etkisine işaret etti. Çöken binalara ve tükenen kaynaklara rağmen yürütülen dayanışma çalışmaları sayesinde 31 bin öğrencinin sınavlara girebildiğini ifade eden Ebu Cezar, "Eğitim yalnızca bilgi aktarımı değil; çocuklar için bir rutin, psikolojik destek ve koruma alanı haline geldi" diye konuştu.

ZAİM: "EĞİTİM KAYBOLURSA GAZZE YOK OLUR"

İZÜ mezunu Abdurrahman Zaim de Gazze'de çadır sınıflarda sürdürülen eğitimin hayati bir rol oynadığını ancak kalıcı bir çözüm sunmadığını dile getirdi.

Sistemin yeniden ayağa kaldırılabilmesi için kapsamlı desteğe ihtiyaç duyulduğunu belirten Zaim, "Gazze'de eğitim biterse Gazze yok olur.

Yeniden merkezi ve kalıcı bir sistem kurabilmemiz için acil ayni ve nakdi desteğe ihtiyacımız var" çağrısında bulundu.