Mersin merkezli yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında sabah saatlerinde Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in gözaltına alınmıştı.
Gözaltı dalgasının ardından açıklama yapan Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, operasyonun adli bir süreçten ziyade siyasal bir mühendislik ve dikkat dağıtma hamlesi olduğunu savundu.Mersin’de 3 belediyeye şafak operasyonu: Vahap Seçer ve 2 ilçe belediye başkanı gözaltında"YALNIZCA MERSİN’İN DEĞİL, TÜRKİYE’DEKİ BÜTÜN BELEDİYELERİN BAŞINDAKİ İSİM"Gözaltına alınan Vahap Seçer’in taşıdığı kurumsal ve siyasal ağırlığı hatırlatan Sezgin Tanrıkulu, hedef alınan makamın büyüklüğüne işaret etti:"Bu sabaha da Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer ile Yenişehir ve Mezitli Belediye Başkanlarımızın gözaltına alındığı haberiyle uyandık.Vahap Seçer, 2019 yılından bu yana Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor.
Ondan önce iki dönem Mersin Milletvekilliği yaptı.
Bugün aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı.
Yani yalnızca Mersin'in değil, Türkiye'deki bütün belediyelerin ortak kurumsal yapısının başında bulunan bir belediye başkanından söz ediyoruz.""PEKİ NEDEN ŞİMDİ?
AMAÇ FON VURGUNUNU GÖLGELEMEK"Operasyonun zamanlamasını sorgulayan Tanrıkulu, Türkiye’nin günlerdir konuştuğu devasa sermaye piyasası ve borsa manipülasyonu skandalına göndermede bulundu. İktidarın kamuoyundaki tartışmaları örtbas etmek istediğini öne süren Tanrıkulu, şu değerlendirmeyi yaptı:"Aslında bu operasyonlar yeni değil.
Hepimiz biliyoruz.
Peki neden şimdi?Çünkü tam da bugünlerde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bütün yapılarıyla ilişkisinin tartışıldığı bir fon vurgunu var.
Ben buna kriz demiyorum; fon vurgunu diyorum. 450 binden fazla yurttaşımızın mağdur olduğu bir süreçten söz ediyoruz.Adalet ve Kalkınma Partili yetkililerin, milletvekillerinin, eski bakanların ve onların çevrelerinin bu fon vurgunuyla ilişkileri kamuoyunda tartışılıyor.
Türkiye bunu konuşuyor.
Tam da bu meselenin, bu vurgunun, bu rant düzeninin konuşulduğu bir zaman diliminde Mersin'de böyle bir operasyon gerçekleştiriliyor.Yani yurttaşa verilmek istenen mesaj şu: Fonu konuşmayın, vurgunu konuşmayın, rantı konuşmayın.
Adalet ve Kalkınma Partisi'yle ilişkilerini ve bu yapının sorumluluğunu konuşmayın.""19 MART 2025’TEN BU YANA YEREL DEMOKRASİ TASFİYE EDİLİYOR"Mersin operasyonunun münferit bir olay olmadığını, yerel yönetimler üzerindeki baskı zincirinin devamı niteliğinde olduğunu ifade eden Yeni Parti Milletvekili Tanrıkulu, sürecin geçmişine değindi:"Ama meselenin asıl boyutu bundan daha büyük. 19 Mart 2025'te İstanbul'da başlayan operasyonlarla birlikte Türkiye'de seçimli, çok partili yerel demokrasinin tasfiyesi yönünde yeni bir aşamaya geçildi.Mesele artık yalnızca bir belediye başkanının gözaltına alınması değil.
Seçimle gelen belediye başkanlarının, belediye meclislerinin ve dolayısıyla yurttaşın sandıkta ortaya koyduğu iradenin etkisizleştirilmesidir. Üsküdar'da, Adalar'da, dün Ataşehir'de yaşananlar da bunun parçalarıdır.
Bugün Mersin'de yaşanan da aynı siyasi tablonun devamıdır.""BAŞKANLAR İKTİDARIN ATADIĞI ŞUBE MÜDÜRÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENİYOR"İktidarın yerel yönetim modelini değiştirmeye çalıştığını savunan Tanrıkulu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:"Seçimle gelen belediye başkanları ve belediye meclisleri yerine, iktidarın baskısıyla ve denetimiyle çalışan, iktidar partisinin adeta birer şubesine dönüşmüş yerel yönetimler oluşturulmak isteniyor.Belediye başkanlarının seçilmiş siyasetçiler olmaktan çıkarılıp iktidarın atadığı şube müdürlerine dönüştürüldüğü bir yerel yönetim modeli kurulmak isteniyor.Bugün Mersin'de yaşananı yalnızca bugünün operasyonu olarak görmemek gerekiyor.
Gündemin arkasında bugün konuştuğumuz fon vurgunu olabilir.
Ancak asıl büyük proje, Türkiye'de seçimli ve çok partili yerel demokrasinin ortadan kaldırılmasıdır.
Mesele budur."