Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde bulunan ve 300 ila 800 yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen asırlık şimşir ormanları, şimşir yanıklığı hastalığı ve şimşir güvesi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar, biyolojik mücadele ve kapsamlı rehabilitasyon çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Meydan Köyü sınırlarındaki Çat Vadisi, Karadeniz'in en değerli doğal miraslarından biri olan asırlık şimşir ormanlarına ev sahipliği yapıyor. Ancak yıllardır etkisini sürdüren hastalıklar ve zararlı istilası nedeniyle bölgedeki yüzlerce yıllık ağaçların önemli bir bölümü kurumuş durumda.
Bir zamanlar yemyeşil görüntüsüyle ziyaretçilerini büyüleyen ormanlarda bugün çok sayıda kurumuş şimşir ağacı dikkat çekerken, bölge halkı ve doğaseverler kalan sağlıklı ağaçların korunması için daha kapsamlı adımlar atılmasını istiyor.
300 ile 800 Yıllık Ağaçlar Tehlike Altında
Uzmanların değerlendirmelerine göre, Çat Vadisi'ndeki bazı şimşir ağaçlarının 300 ila 800 yıllık geçmişe sahip olduğu belirtiliyor. Ancak özellikle son yıllarda etkisini artıran hastalıklar nedeniyle bu doğal miras hızla zarar görüyor.
Bölge sakinleri, yalnızca mevcut ağaçların korunmasının yeterli olmayacağını, doğal popülasyonun yeniden güçlendirilmesi için tohumdan fidan üretimine de başlanması gerektiğini ifade ediyor.
Şimşir Yanıklığı ve Güve Büyük Tahribata Yol Açtı
Uzmanlara göre, 2010 yılından itibaren etkisini artıran şimşir yanıklığı hastalığı ile şimşir güvesi (Cydalima perspectalis), bölgedeki tahribatın en önemli nedenleri arasında yer alıyor.
Hastalık ve zararlılar nedeniyle yapraklarını kaybeden çok sayıda şimşir ağacı zamanla kururken, Çat Vadisi'nin doğal ekosistemi de ciddi zarar gördü.
"Bu Sadece Birkaç Ağacın Kaybı Değil"
Şimşir ormanlarında incelemelerde bulunan doğasever Cengiz Ekşioğlu, yaşanan tahribatın yalnızca birkaç ağacın kaybı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Ekşioğlu, şunları söyledi:
"Bu sadece birkaç ağacın değil, Karadeniz'in doğal mirasının yok oluşudur. Bu eşsiz şimşir ormanlarını yeniden canlandırmak için vakit kaybetmeden harekete geçilmeli. Tohumdan üretilecek fidanlarla yeni bir restorasyon süreci başlatılması büyük önem taşıyor."
Kurumlara Ortak Hareket Çağrısı
Ekşioğlu, şimşir ormanlarının korunması konusunda ilgili kurumlar arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulması gerektiğini belirterek, bölgede yaptığı gözlemler sırasında yetkililerle yaşadığı diyaloğun kendisini üzdüğünü ifade etti.
Doğal mirasın korunması için kamu kurumları, akademisyenler ve yerel yönetimlerin ortak bir çalışma yürütmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nin Çalışmaları Umut Veriyor
Öte yandan, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi akademisyenleri tarafından TÜBİTAK destekli projeler kapsamında yürütülen biyolojik mücadele çalışmaları umut verici sonuçlar ortaya koyuyor.
Yerel toprak mikroorganizmalarından geliştirilen biyolojik uygulamaların kullanıldığı bazı alanlarda, kuruma sürecine giren şimşir ağaçlarının yeniden sürgün verdiği, yapraklandığı ve tohum oluşturmaya başladığı gözlemlendi.
Bu gelişmeler, Çat Vadisi'ndeki şimşir ormanlarının yeniden canlandırılabileceğine yönelik umutları artırıyor.
Uzmanlardan Uzun Vadeli Rehabilitasyon Çağrısı
Uzmanlar, biyolojik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması, düzenli bakım ve izleme çalışmalarının sürdürülmesi ile doğal gençleştirme faaliyetlerinin desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Ayrıca, tohumdan fidan üretimiyle yeni şimşirlerin yetiştirilmesi ve doğal popülasyonun güçlendirilmesi amacıyla uzun vadeli bir rehabilitasyon programının uygulanmasının büyük önem taşıdığı belirtiliyor.
Karadeniz'in doğal mirası olarak kabul edilen Çat Vadisi'ndeki asırlık şimşir ormanlarının korunması için bilimsel çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi ve ilgili kurumların ortak hareket etmesi gerektiği ifade ediliyor.