Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı olan Edirne, yüzyıllar boyunca medeniyetlerin iz bıraktığı, Osmanlı Devleti'nin yaklaşık bir asır başkentliğini üstlenmiş eşsiz bir kültür şehri.
Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin çevrelediği kent; görkemli camileri, köprüleri ve Balkan kültürünü yansıtan sokaklarıyla ziyaretçilerine adeta açık hava müzesini andıran bir atmosfer sunuyor.
Yaz aylarında ise özellikle Edirne'ye komşu olan şehirlerden gelen ziyaretçiler, Saros Körfezi'ne uzanan sahilleri sayesinde deniz tatilini tarih gezisiyle birleştirme fırsatı buluyor.
Bir yanda Mimar Sinan'ın ustalık eserini yakından görürken diğer yanda berrak sularda serinleyebileceğiniz kent, her mevsim farklı güzellikler sunan rotaları gözler önüne seriyor.USTALIĞIN TAŞA İŞLENMİŞ HÂLİEdirne denildiğinde akla gelen ilk yapı hiç kuşkusuz Selimiye Camii'dir.
Osmanlı'nın en büyük mimarı Mimar Sinan'ın "ustalık eserim" diye tanımladığı cami, Sultan II.
Selim'in isteği üzerine 1568'de inşa edilmeye başlanırken, 1575 yılında tamamlandı.
Yaklaşık 43 metre çapındaki dev kubbesi ve 70 metreyi aşan dört zarif minaresiyle yalnızca Osmanlı mimarisinin değil, dünya mimarlık tarihinin de en önemli eserlerinden biri kabul ediliyor.
Camiye girildiğinde ince taş işçiliği, zarif hat yazıları ve İznik çinilerinin göz alıcı renkleri karşılıyor.
Ayrıca yapı, 2011'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınarak uluslararası düzeyde de tescillendi. İMPARATORLUĞUN YÖNETİLDİĞİ YERTunca Nehri kıyısında yükselen Edirne Sarayı, Osmanlı'nın İstanbul'dan önceki en önemli yönetim merkezlerinden biri olarak biliniyor.
Yabancı elçilerin kabul edildiği ve devlet yönetimine yön veren kararın alındığı saray, tahribat nedeniyle yıkıldı.
Restore edilen Cihannüma Kasrı, Adalet Kasr, ziyaretçilere Osmanlı'nın saray yaşamını hissettiriyor.
SAROS KÖRFEZİ'NİN TURKUAZ SULARI - ERİKLİ VE YAYLA SAHİLLERİKentte yalnızca tarih meraklılarını değil, yaz tatili yapmak isteyenleri de cezbediyor.
Keşan ilçesine bağlı Erikli ve Yayla sahilleri, Saros Körfezi'nin en çok ziyaret edilen kıyıları arasında bulunuyor.
Altın sarısı kumları ve berrak denizi sayesinde özellikle ailelerin tercih ettiği Erikli, yaz sezonunda hareketli atmosfere sahip.
Biraz daha sakin bir tatil isteyenlerin yöneldiği Yayla Sahili ise huzurlu koylarıyla ziyaretçilerini mest ediyor.
Dünyanın kendi kendini temizleyebilen sayılı denizlerinden biri olarak gösterilen Saros Körfezi, yüksek su kalitesi nedeniyle dalış tutkunlarının da gözde adresleri arasında.
DAMAKTA İZ BIRAKAN BİNBİR LEZZET - TAVA CİĞERİEdirne gezisini unutulmaz kılan yalnızca tarihi yapıları değil, zengin mutfak kültürü ve doğal güzellikleri de oluyor.
Kentin simgesi hâline gelen tava ciğeri, incecik doğranan dana ciğerinin yüksek ateşte kısa sürede kızartılmasıyla hazırlanıyor ve yanında servis edilen kuru acı biberle birlikte ziyaretçilerin ilk tercihi oluyor.
Osmanlı saray mutfağından günümüze ulaşan badem ezmesi ve bol bademli Kavala kurabiyesi ise şehrin en çok satın alınan yöresel lezzetlerinden oluyor.
Trakya'nın verimli meralarında üretilen Edirne beyaz peyniri ile eski kaşar da kente özgü tatların başında yer alıyor.
EDİRNE SARAYI2023'te restorasyon çalışmalarına başlanan saray, 2027 yılının sonunda ziyarete açılacak.GÜN BATIMININ EN GÜZEL ADRESİ - MERİÇ KÖPRÜSÜEdirne'nin doğal güzelliklerinden söz edilirken Meriç Nehri ve üzerinde yükselen tarihi Meriç Köprüsü'nü anmamak mümkün değil.
Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilen ve 1847 yılında tamamlanan köprü, 13 kemerli yapısıyla Osmanlı taş mimarisinin en zarif örneklerinden birisi.
Yaklaşık 263 metre uzunluğundaki köprüde, yaz akşamlarında nehir kıyısında yürüyüş yapmak, tarihi köprü üzerinde gün batımını izlemek, hem yerli hem yabancı turistlerin en çok tercih ettiği aktiviteler arasında yer alıyor.
Kürek sporlarıyla tanınan nehir, ulusal ve uluslararası yarışlara da ev sahipliği yapıyor.